iştahsızlıkla mücadelem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iştahsızlıkla mücadelem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2012 Perşembe

Buse, Okul, Yemek vs...



         Buse ve yemek maceralarına ne zamandır ara vermiştim. Gerçi ben bizzat ara vermedim ama yazmaya ara vermiştim diyelim. Dün kuzenim Pınar (İdil’in annesi), Busenin deyimiyle kardeşinin annesi J ile yine bu yemek yememe üzerine biraz sohbet edince tekrardan aklıma geldi. İdil, Buse’den 1,5 yaş küçük. Buse gibi inatçı bir yemek yememe sorunu yaşanıyor. Son zamanlarda artmış olan bir sorun.


Pınar’la konuşurken neler yaşadığım ve şimdilerde nasıl olduğumuzu düşündüm. Hep okul başladığında çözülecek yemek yeme sorunu denirdi. Çok ihtimal vermesem de, inanmaya çalışırdım buna. Çünkü Buse öyle inat ki yemek konusunda. İnadından kusmalarını saymıyorum bile. Neyse ki, tam benim istediğim performans olmasa da, benim tahminlerimin aksine Buse okula başladığından beri daha iyi yemek yiyor.  En azından okulda yemeğini yiyor, her ne kadar miktarı az olsa da önüne konanı yemeye çalışıyor, hem de kendi kendine. Bu bile başlı başına bir gelişme, televizyon karşısında yiyen bir çocuk için. Ayrıca evde hiç tadına bile bakmadığı şeyleri yediğini fark ettim. Mesela haşlanmış yumurta.... Ömrüm yumurtayı çeşit çeşit şekle sokmakla geçti Buse’ye yedirmek için. Sucuklu yumurta, krep, daha küçükken çorbaya karıştırmaca. Bir yumurta büyük geliyor diye bıldırcın yumurtasından omlet yapmak vs vs. daha uzar gider. Ama öldür Allah yediremedim haşlama yumurtayı. Ama şimdi, yani okula gitti gideli maşallah hiç itiraz etmeden ve hatta zevkle yiyor, istiyor.      

Ha evde durumlar nasıl?? Bu aralar evde pek yemeğe istekli değil. (Hoş Buse ne zaman istekliydi orası tartışılır.) Ama bu ara özellikle daha az yiyor. Yani okul başladı başlayalı, akşam yemeklerinde de önüne koyduğumu çok itiraz etmiyor. Ama son zamanlarda yine yeniden itirazlar başladı. Çok dikkate almamaya çalışıyorum ama bazen çileden çıkıyorum.

Daha dün bir kavga yaşadık. Bezelye ve pilav yapmışım, ikisini yan yana koymuşum tabağına, pilavlarını seçerek yemeğe çalışıyor. Tabi girdik birbirimize. Kendini kusturmaya çalışmalar, yememek için tepinmeler vs. Bana bak dedim artık bebek değilsin bitecek o bezelyeler. Sonuç; biraz tehditle de olsa yedirdim. Okula da öğretmenine sordum son zamanlarda nasıl yemesi diye. Bizde bir sorun yok diyorlar. Yani arkadaş okulda gayet yiyor eve geliyor tıkanıyor.

12 Ağustos 2011 Cuma

Buse ile akşam yemekleri 2

Artık akşamları yemek yemiyoruz. Hadi üstüne gitmeyelim diye bu yola girdik. Birde beni kusmaları ile geri püskürttüğü için bende soruyorum sofraya otururken yemek yiyecek misin? Diye cevap her zaman aynı “hayır ben yemiiicem “. Ben de tamam diyorum biz oturuyoruz yiyoruz. Hiç oralı bile değil. Kendi kendine oyun oynuyor, sonra çizgi film izlemek istiyor. Açıyorum onu izliyor. Bakalım ne kadar sürecek bu.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Buse İle Akşam Yemekleri


Ne diyebilirim ki.. İşkence devam ediyor hem ona hem bana. Ben kendimi de anlayamıyorum. Kendime hakim olamamak gibi bir durumum söz konusu herhalde. Gündüzleri Ayşe teyzesi ile bir şekilde yemeğini yiyor. Televizyon olmadan. Ama akşam olduğunda daha ben sofrayı hazırlarken ben tokum anne diye yanımda dolaşmaya başlıyor. Yine ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Hadi sofraya dediğimde yine kusma girişimler. Beni tamamen püskürtmüş durumda. Ceza verdim telefonda oyun ve televizyon yok diye. Gıkı çıkmıyor. Bir kere bile sormuyor alabilir miyim telefonunu diye.

Artık akşamları kendisine yemek yedirmeme kararı aldım. Ama ne kadar becerebileceğim görücez. Sabır diyorum başka da bir şey diyemiyorum.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Buse ve Yemek

Buse ile yemek maceralarını uzun zamandır anlatamıyordum. Çünkü görünürde çok da bir şey yoktu. Biraz tepkili biraz tepkisiz yemeklerini yiyor. Televizyonu çıkardık sayılır yemek esnasında.


Ama problem şu ki, yemek yemeğe ayıracak vakti yok. Yani yapması gereken onca iş varken birde yemek yemeği araya sıkıştırmak onun için çok zor. Dün mesela bunu iyice anladım. Karnının aç olduğunu biliyorum, çünkü bana sürekli soruyordu, anne yemek hazırladın mı vs diye.

Ancak tamda yemekten önce bilgisayarda oyun oynamak istedi. Bende sürekli her şeye hayır diyen anne olmamak için, zaten yemek de henüz pişmemişken, tamam demiştim.

Birlikte oynadık bir süre. Sonra ben sofrayı hazırladım ve bunları yemeğe çağırdım. Buseden klasik cevap ben tokum. ‘!!!!##!!

Annecim açsın biliyorum dedim. Yemeğini yedikten sonra oyununa devam edebilirsin. Ama onun gözü halaa oyunda bu arada. Şimdi böyle bir işi varken hele ki yemek yemek hiç iç açıcı değil tabi kendisi için. Zar zor sofraya getirdim kendisini ama bir yandan korkuyorum, çünkü böyle bir enstantaneden sonra genellikle yaşanan Busenin kusması. Korkumdan minik minik verdim yemeklerini. Zaten biraz tokluk hissetti mi tamam “ben doydum gerisini yemiiicem anne” diyor ve bende artık ısrar etemiyorum. (bunu da duymaktan sıkıldım) tamam kalk diyorum. Ama yine gün boyu yediklerini sayarsak fazlada birşey etmiyor.

Alıştım artık.

14 Temmuz 2011 Perşembe

Dönüp dönüp başa mı geliyoruz?

Ben ne zaman ohh aman herhalde atlattık biz bu işi, düzene soktuk desem pat arkasından Buse hanım yine kusmuk olaylarına karışıyor.

Dün akşamda yine aynı şeyi yaşadık. Aklımızdan çıkarmıştık ki tam o kötü anıları yine yeni yeniden başladık.

Kuzenim halamlar ve annelerle birlikte dışarı yemeğe çıktık. Buseye de köfte ısmarladım en güzel yediği diye. Ama en başından beri oyun odasına gitmek istediğinden kelli ben tokum, şimdi gideyim mi vs soruları ile muhatabız. Dedim ki köftelerini bitir gidersin (bitir dediğim köftede 2 tane yanlış anlaşılmasın) ancak kendisi ilk köftenin sonlarına doğru gerisini sen ye diye sızlanmaya başladı. En son bir lokmacık daha yiyim sonra bitti tamam mı dedi. Benden ses çıkmayınca muhtemelen devamı geleceğini anladı ve başladı kendini öğürtmeye. Ve tabi sonuç herkesin ortasında restoranda, fork üst baş vs gitti. Garsonlar yazık telaşe içinde ortalığı temizlemek için uğraştılar. Ama bizimkinde hiç bir şey yok gayet devam ediyor hayatına. Gidebilir miyim oyun salonuna diyor? Tabi benim sinirler altüst. Yeniden bir sarmalın içine girmek, yeniden aynı şeylerin başlaması vs hepsi geçti kafamdan. Serinkanlı olmayı başaramadım velhasıl.

Şu çocuk tokum dediğinde yemek yedirmemeyi becerebilirsem işte o gün bu işi bitireceğim. Ama yok illaki tokum demesine bir kulp buluyorum ve yedirmek için uğraşıyorum. Sonuç ortada. Böyle kazanan ben hiç olmuyorum. Midesinde gireni çıkarıyor. 2-0 yenik oluyorum yani.