Tarifler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarifler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2012 Salı

Şehriyeli Bulgurlu Tavuklu Pilav


Şehriye pilavını biz çok seviyoruz. Bu sefer daha farklı bir tarif öğrendim ve hemen yaptım. Özellikle Buse severek yedi. Tavuklarını da beraber yiyorum diyordu.

-          2 bardak arpa şehriye
-          1 bardak pilavlık bulgur (bardak diyorum sadece ölçü olsun diye yani ölçü 2 ye 1 olacak bardağın ölçüleri artık size kalmış, çok üreyen bir pilav onu da hatırlatayım.)
-          1 tavuk göğsü
-          Tereyağı
-          Tuz
-          Kimyon

Tavuk göğsünü haşlıyoruz.  Tereyağında şehriyeleri kızara kadar kavuruyoruz. Bulguru üzerine ilave edip biraz daha çeviriyoruz. 1e 2 oranında haşladığımız tavuğun suyundan koyuyoruz. Tuzunu ve baharatını ilave edip en son haşlayıp didiklediğimiz tavukları ekliyoruz. Altını kısıp kapağını kapatıyoruz. Pişince de normal pilavdaki gibi üzerini örtüp demlendiriyoruz. Yanında yoğurtla çok güzel oluyor.

Afiyet olsun

7 Aralık 2011 Çarşamba

sufle gibi bişey


Bugün bir tatlı tarifi vereceğim. Bu aralar sürekli bir tatlı tüketimi içerisinde olduğumdan mıdır nedir??  Aman dikkat, fazla kaçırmamak lazım. Bu tarifi ilk şu yemekteyiz diye bir program vardı orda görmüştüm. Aa nasıl ki falan derken buldum ve denedim. Gayet başarılı, çat kapı gelenlere de hemencecik yapılıveriyor ve beğeniliyor.
Tarif şöyle;
125 gr şeker
125 gr tereyağı
125 gr bitter çikolata
3 yumurta
75 gr un
yarım paket kabartma tozu

Şeker ile yumurtalar çırpılır. Tereyağı eritilir ocağın altı kapatılınca, çikolata eklenir ve ikisi iyice karıştırılıp, şeker ve yumurtalı karışıma eklenir ve çırpılır. Sonra un ve kabarma tozu da eklenir. Çırpıldıktan sonra kare bir borcam’a hazırlanan hamur dökülür. Mikrodalga fırında 4 dakika pişirilir. (nomal fırındada 10-12 dakika)

Afiyet Olsun  

8 Eylül 2011 Perşembe

BATIRIK



Bugün akşama, Batırık yapmayı düşünüyorum. Daha önce yapılışını gördüm ama kendim ilk defa deneyeceğim bakalım nasıl olacak. Burkay’ın ailesi bunu ne zaman bir araya gelseler yaparlar ve bizimkide pek bir bayılır. Batırık da batırık diye bende bir deneyeyim diyorum. Tarif buyurun

7 Eylül 2011 Çarşamba

Kolay Bir Tatlı



Dün dedim ya biraz tariflere dalalım diye. Bugün aklımda kaç zamandır yazacağım bir tatlı tarifi vardı. Çok kolay ve lezzetli bir şey. Benim kız bile çikolata diye yiyor.

Mini top kekler

Malzemeler:

1 tane kakaolu pastaban (hazır pandispanya) (ben bir dahaki sefere kendim yapmayı düşünüyorum bunu)

1 kalıp bitter çikolata

1 küçük kutu krema

1 ceviz veya fındık veya antep fıstığı

Hazırlanışı:

Kremayı ocakta ısıtıyoruz, kaynadıktan sonra ocaktan alıp çikolatayı kırarak içine ilave ediyoruz ve karıştırmak suretiyle iyice eritiyoruz. Parlak bir çikolatalı krema elde etmiş oluyoruz. Başka bir kapta pastabanı un ufak ediyoruz. Üzerine kremayı ve ceviz/fındık/antep fıstığı (evde hangisi varsa) koyup bunları karıştırıyoruz. Bir saat kadar buzdolabında beklettikten sonra, elimizle minik toplar yapıp, üzerini hindistan cevizi , süsleme şeker vs ile süslüyoruz.

Afiyet olsun

6 Eylül 2011 Salı

Menüler

Aslında bu bloğu yazmaya başladığımda istediğim yemek maceralarımı da paylaşmaktı. Tabi o zamanlar çoluk çocuk yoktu. Ama üşengeçliğim ve bu işe nasıl başlayacağımı bir türlü bilememem dolayısı ile yapamadım. Sonrada Buse çıkıp gelince hayatıma, her ikisini harmanlamak istedim. Zaten her annenin her gün yaptığı gibi. Ama şöyle bir bakıyorumda yemeklerden, tariflerden hiiç bahsetmiyorum kaç zamandır.


İlk çıkış noktamsa şöyle olmuştu. Her gün ne yemek yapacağımı düşünmekten (yapmaktan değil kesinlikle) çok sıkılmıştım. Yapmasından çok düşünmesi beni sıkıyordu. Çünkü gerçekten seviyorum mutfak işini. Dedim ki herkes aynı şeyi yaşıyordur mutlaka. Bunu paylaşalım, böylece çeşitli alternatifler yaratabilelim.

Bundan böyle artık gün aşırıda olsa bir akşamlık menüleri oluşturmak istiyorum, en azından.

Bugün akşam yemeğinde düşündüğüm yemek şöyle

- Tavuk paçası (Hünerli eller sitesinden almıştım bu tarifi kendime göre biraz değiştirdim )

- Kırmızı pancar salatası

Buse’ye gelince, bunlardan tavuğu yedirmek için ben kendisini sofraya çağıracağım ama muhtemelen, ben tokum, ben yemiyorum gibi çeşitli itirazlarda bulunacak. Ama ertesi gün kalanları Ayşe teyzesiyle yiyecek. Tüm derdi benimle. :)

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Patlıcan

Patlıcanı çok severim yaz geldimi, yapmasını da yemesini de çok seviyorum. Hele bide kızartması yok mu 

Şimdi rejim yapıyoruz diye kızartma mızartma yemiyoruz tabi. O nedenle bizde dün annemle birlikte fırında kızartma gibi yaptık, üzerine domatesli sos yaptık. Gayet güzel oldu hemde çok basit ve temiz.

İşte şöyle;

1 Temmuz 2011 Cuma

Günün Menüsü


Yemek tariflerine ara vermiştim bugünde bir tane yazacağım. Gerçi hepimiz biliriz de hani akşama alternatif olsun ne pişirsem diye düşünmeyelim.

13 Haziran 2011 Pazartesi

Patlıcan Kıstırma

Günlerdir canım patlıcan yapmak istiyor. Dün en sonunda aklıma geldi de alışveriş yaparken patlıcanlarımı aldım. Buse’ye nasıl yedirebilir miyim felan filan diye düşünürken, dedimki kıymalarını yediririm artık napalım. Sebze ayıklayıcısı olduğu için kendisi. Adı kıstırma diye geçiyor babaannemden öğrendim, zannedersem bizim Afyon'da yapılan bir çeşit.

10 Haziran 2011 Cuma

Kıymalı Patates

Ben hiç yapmayı denememiştim bu yemeği halbuki çok bilindik bir yemek. Buse için ne yapacağımı şaşırdığımdan aklıma bunu yapmak geldi. Aaaaaa meğersem hem çok kolay hemde lezetliymiş. Buseye’de gayet güzel yedirdim. Her ne kadar en başta patesleri göstererek ben bunu sevmem demiş olsada sonrasında gayet de yedi. Hemde 15 dakikada hazırlayıp ocağa koyabildim. İşte şöyle

6 Haziran 2011 Pazartesi

Bakla aşkım :)

Şimdi kızıma kızıyorum da bende bebekliğimde ve çocukluğumda hiç bişey yemeyengilerden olup annemi çıldırtmışım. (Bunu tabi Buse’den sonra anlayabildim.) Hatta sebzeleri o kadar uzun süre yemedimki bazılarının tadlarını liseye geldiğimde daha öğrenmiştim.. Bamyayı yediğimde 20 yaşımı geçmiştim. :) Bakla ise bugüne kadar hiç ağzıma süremediklerimdendi.

3 Mayıs 2011 Salı

Mayıs geldi...

Tam oh artık mayıs geldi dicektik ki, yarın yine yağmur gelecekmiş, Cumartesi günüde hava tekrar soğuyacakmış. Herhalde artık sondur. Baharın tadını çıkaramadan yaza girecez galiba.

Bizim küçük canavar ile Ankara’ya gittik geçen Perşembe günü. Tabi Ankara’da etrafı kalbalık olunca, anneanne, dede, babaanne dayılar amcalar,  dönüş yolu boyunca Ankara gideliiim, eve gitmeyeliim diyerek söylendi. Sonrasında da beklenen gelişme Pazartesi sabah anne gitmeee diye başlayan, sonrada okula gitmiiicem diye Ayşe teyzesini sıkıntıya sokan ağlama. (ama ne ağlama telefonda konuşmaya çalışıyorum banamısın demiyor). Sonra okula gidince sesi kesilmiş, bereket. Normale döndü hayat. Akşam servisden inince beni karşılıyor artık kuzum benim J.

Dün kıymalı makarna yapayım dedim.Busede güzelce bir yesin. Bugün de kalanını yiyelim.

Kıymalı Makarna

-          300 gr kıyma

-          4,5 diş satımsak

-          Soğan

-          Tuz ,karabiber, kimyon

-          Domates püresi

-          Zeytinyağı

-          İstenilen çeşit makarna (Ben bunu yaparken genelde Barilla’nın Deniz kabuğu’nu kullanıyorum)

Makarnaları haşlanması için suya koyuyorum.  Diğer bir tencerede önce 2-3 diş sarımsağı yağın içine atıyorum, biraz kokusunu yağa verdikten sonra kıymayı kavuruyorum. Kıyma kavurlmaya yakın piyazlık doğradığım soğanları üzerine ekliyorum. Malzemeleri biraz çevirip baharatlarını ekliyorum. Kimyonu bol koyuyorum. Sonra da domates püresini. Malzemeler iyice birbirine geçince altını kapatıyorum. Makarnalar haşlandıktan sonra biraz makarnanın suyundan da sosa ekleyerek iyice karıştıryorum. (Makarnayı hiç soğuk suya tutmadan direk atıyorum sosun içine)

Üzeri için biz sarımsaklı yoğurt ve ince kıyılmış maydanoz kullanıyoruz.

Afiyet olsun

21 Nisan 2011 Perşembe

Pizza Keyfi

Akşam tam yemek yapmak için buzluktan tavukları çıkarmıştım ki Seda aradı, ama Sude konuşmak istiyomuş benimle, ben buseyi özledim bize gelirmisiniz diyor J. Kuzum dedim yerim seni bide geçen sefer kitabım kalmış onuda getirir misiniz? Sonra iyi günler dedi annesine verdi. Bu çocuklar tam yemelikler.

Sedada da yemek yokmuş, ee pizza keyfi yapalım o zaman dedik. Hoop geri kaldırdım hemen tavukları kısmet bugüneymiş.

Bu akşam tavuk, salata ve birde yoğurt çorbası yapmayı planladım.

2 parça göğüs eti lazım. Göğüs biraz kuru olduğundan mümkün mertebe biraz çeşnilendirmeye çalışıyorum ki Buse yesin.

 Galeta Unlu Tavuk

 2 adet tavuk göğsü,

Galeta unu,

Sarımsak tozu,

Toz kırmızı biber,

Tuz,

Çıtır pane harcı.

Sıvı yağ

Tavukları kuşbaşı doğruyoruz. Üzerine galeta unu baharatlar ve çıtır pane harcından koyuyoruz ve iyice harmanlıyoruz. (çıtır pane harcı çok da şart değil de, evde varsa kullanıyorum). Tavayya sıvıyağı alıyoruz.Ben çok yağ koymuyorum az biraz yağın içinde tavukları kavuruyorum. Çok fazla kavurmayada gerek yok sulu kalması için yoksa göğüs eti çok kuruyor.

Bugün tavukların önünden bir de Yoğurt çorbası yapayım istiyorum. Salata olarak da fethiyeden gelen domateler ve biberler ile çoban salata yapacağım.

Afiyet olsun.

20 Nisan 2011 Çarşamba

Elmalı Tatlı

Dün makarnayı yaparken, canım tatlı bişeyler çekmişti. Çok kolay ve pratik bir tarif bulmuştuk geçen günlerde. Annem denedi hoşumuza gitmişti ve o gün bitirmiştik. Bende hemen onu yapayım dedim makarnayı beklerken. Çok da güzel oluyor hemde çok hafif.

-          4-5 adet elma,

-          50 gr toz şeker,

-          1 tk toz tarçın,

-          3-4 yk kuru üzüm,

Hamuru için

-          300 gr un,

-          150 gr şeker,

-          1 tutam tarçın,

-          1 paket vanillya,

-          200 gr soğuk tereyağı,

Elmaları kabuklarını soyup küp küp doğruyoruz, şeker, tarçın ve kuru üzümle karıştırıp yuvarlak genişçe bir fırın kabına yayıyoruz. (30-35 cm çapında bir kaba)

Hamur için un şeker tarçın ve vanilyayı karıştırıp, içine yapı ilave ediyoruz irili ufaklı toplar halinde elmaların üzerine yayıyoruz. Ben tam olarak toparlayamadım hamuru anneme sordum o ben çok az hamuru ıslattım dedi. Öyle daha iyi olabilir.

Sonra 180 derecede 45 dakika pişiriyoruz.

Afiyet olsun.

19 Nisan 2011 Salı

Makarna Canavarı

İş yerinde her bişey altüst olduğundan dolayımıdır nedir hiç yazasım gelmiyordu. Bir arkadaşım istifa etti.(zaten uzun zamandır kendime vakit ayıramıyorum diye ayrılmak istiyordu) Bir başka yakın arkadaşım aynı zamanda komşum doğum iznine ayrıldı ve aynı zamanda Ankara’ya taşındı, eşinin işi dolayısıyla artık orada yaşayacaklar. Hem komşum gitti hemde iş yerinde yakın arkadaşlarım. Bir boşluğa düştüm yani. Buraya ilk geldiğim günlere döndüm. Ne kadar zor oluyormuş insanın yakın hissttiği kişilerin bir anda çekip gitmesi. Hayat böyle bişey işte. Evlerinin boş halini görünce gerçekten çok üzülmüştüm ama alışıyorum. İnsanlar nelere alışmıyor ki.

 Geçen hafta annemler geldi. Tabi ben mutfağı kendisine terkettim :) Ama şimdi tekrardan mutfağa dönme zamanı geldi. Bugün bizim minik canavar makarna seviyor diye domates soslu makarna yapacağım. Halam Fetihiyeden bol bol domates ve yeşillik göndermiş. Güzel sarımsak ve fesleğenli bir domates sosu ile makarna yapmak geldi benimde aklıma.

Buse daha kolay yiyor diye küçük midye yada düdük makarnalardan kullanıyorum.

Makarna haşlanırken, 5-6 adet domatesi robottan geçiriyoruz. Tencereye biraz zeytinyağı ile birlikte ateşi açıyoruz. Domatesleri ilave ediyoruz, 2-3 diş sarımsağı içine doğruyoruz. Biraz tuz, toz kırmızı biber (sedece renk veriyor, acısı çok az), kuru fesleğen (maalesef fesleğen çıkmadı yeşilliklerin içinden), biraz kaynadığında altını kısıp, 10 dakika daha pişiriyorum.

Makarnalar haşlandıktan sonra suyundan çok az sosa ilave ediyorum. Arkasındada makarnalarıda ilave edip iyice karıştırıp altını kapatıyorum.

Servis yaparken yanında parmesan peyniride rendeliyorum, ki Buse hanım parmesanı avuçlayarak yemeyi seviyor. (Doğru dürüst peynir yediremediğim kuzu, parmesanı avuçlayarak yiyior :) )

5 Nisan 2011 Salı

Karışık İşler

Bu haftalarda işler karışık, ben karışığım ondanmıdır nedendir bir türlü yazamıyorum. Zaten Buse’ye yiycek bişeyler bulduğun sürece bu ara bizim yediklerimizi pek sallamadım desem yalan olmaz.

Haftasonu, dedimki evde bi dondurma yapayım, deniyeyim ama pek taliplisi olmadı. Bana kalırsa gayet güzel olmuştu. Onun tarifini yazacağım şimdi. Çok basit bir denemekde fayda var bence.

Çok basit bir dondurma yoğurlu. Hem besleyici olsun hemde bizimkiler sever diye yaptım ancak tadını biraz daha arttıracağım bir sonrakinde. Daha ekşimik olduğu için bizimkiler çok hoşlanmadı.

- Yarım kilo süzme yoğurt

- Pekmez (Ben tam da burda hata yaptım herhalde, miktar ayarlaması yapamadığım için yoğurdun ekşiliğini tam olarak gideremedim. Aslında balla da denenebilir. Bidahakine öyle yapmayı düşünüyorum. Şeker koyulabilir tabikide. Diğer şekillerde de denedikten sorna buraya yine aktarırım.) 

- Buseciğim herşeyin çikolatalısını sevdiğinden dolayı, ben içine birazda çikolata eritip koydum.

- Etinin kakaolu bisküvisi 1 paket

 Yoğurt, pekmez, erimiş ama çok sıcak olmayan çikolata ve un ufak ettiğimiz  bizküvileri bir kaba alıp bir süre mikser ile çırpıyoruz. Tamamaen pürüzsüz bir kıvama geliyor. Buzluğa koyup 5-6 saat bekletiyoruz. Bu kadar. Ama dediğim gibi ben beğendim evdekiler ekşi bu diyip beğenmediler. Şeker miktarına dikkat etmek lazım.

28 Mart 2011 Pazartesi

İyi haftalar

Bugün biraz zor kalktık zor hazırlandık, saatlerin alınmasından herhalde.  Buse en kolay alışanımız herhalde. Sabah bir baktım uyanmış anneee çişiiim vaar diyor. :)

Bugün ekmek yapmam lazım öncelikle evde ekmeğimiz kalmadı. Akşama yemek olarak  erişteli yeşil mercimek yapmayı planladım. İnşallah buzlukda mercimeğim vardır. Yanınada biraz salata yapacağım yeşillili.

Ekmeğimin tarifini vereyim bugün;

Sütlü ekmek

375 ml süt

1 yemek kaşığı sıvı yağ,

2 çay kaşığı tuz,

1 yemek kaşığı şeker,

600 gr un

1,5 çay kaşığı maya

Ekmek makinasında önce sıvıları koyuyoruz, sonra unu eleyip koyuyoruz. Üzerine mayayıda yerleştirip makinayı çalıştırıyoruz. 3 saat sonra hazır. Benim bu ekmeklerde çözemediğim mesele maya kokusu. Maya kokusunu giderebilen varsa bana haber versin.

Afiyet olsun.

25 Mart 2011 Cuma

Cuma :)

Bu hafta fazla bişey yazamadım, çünkü evde yemek yapamadım ondandır. Burkay’ın şehire dışında işleri olunca Buse’yede çorba gibi yemekler yedirdiğim için kendimde geçitirdiğim için.

O yüzden bugün, Salı günü kızımla birlikte yaptığımız böreği yazmak istiyorum buraya. Tarif Emine Beder'in. Ben sadece 2 yumurta diyordu 1 yumurta ile yaptım.

Malzemeler:
4 yufka
1 yumurta (asıl tarifteki 2 yumurta)
1.5 su bardağı süt
1.5 çay bardağı sıvıyağ
1 paket kabartma tozu
200 gr. beyaz peynir, Maydanoz

Çörekotu, susam

Bir kapta yumurtaları,sütü,yağı ve kabartma tozunu çırparak karıştıralım. (Burda Buse’den yardım alıyorum, karıştırmaya bayılıyo. Sonrada sıkılıp gidiyo zaten.) Ayrı bir yerde peynir ve ince kıyılmış maydanozları karıştıralım. Yağlanmış tepsiye 1 yufkayı kenarlarını dışa taşırarak serelim. Üzerine hazırladığımız süt+yumurtalı harçtan sürelim. Sonra diğer yufkayıda yayıp harçtan sürelim.

Peynirli-maydanozlu karışımı yayalım. Kalan yufkalarıda aralarını soslayarak üst üste dizelim.
En son ilk yufkanın dışarı taşan kenarlarını tepsiye doğru çevirp soslayalım. Bıçakla kare dilimler halinde keselim ve kalan sosu kaşıkla yufkanın heryerine dökelim. Üzerine çörekotu, susam serpelim. Önceden ısınmış 200-220 dereceli fırında 20-25 dakika pişirelim.

Ben biraz üst katlarda bişirmişim. Hemen kızarıveriyor. O yüzden kontrol edelim.

 Afiyet olsun..

22 Mart 2011 Salı

Geçen hafta yoğun bitti, bu hafta yoğun başladı....

Geçen hafta tüm günler Busecik ve ateşiyle uğraşınca, geri kalan günlerde yoğun geçti işler. Şükür Buse iyileşti. Tabi her hastalıktan sonra huy değiştirdiği için çocuklar, arkadaşın asabiyetiyle uğraştık tüm haftasonu. Hiç abartmıyorum, tüm Pazar gününü ağzında meme elinde morgözüyle geçirdi. Kızım artıık ağzın yara olcak çıkar şunu dediğimde bi yarım saatliğine çıkardı. Nasıl kurtulacaz bu emzikden bilmiyorum ?!

Tabi hastalıkdan sorna zaten az yiyen çocuğum , hiç bişey yememeye başladı. Ben anlamıyorum, bıraksam tüm gün aç geziyor ve bir kere bile karnım acıktı demiyor.  Hasta olmasa bırakacağım ama, hasta diye bende ısrar ediyorum bu seferde kavga kıyamet kopuyor. Off offf, Busecik hiç bi konuda zor bir çocuk değil ama bu yemek meselesi beni mahvetti.

Neyse etli sütlü beslemeye çalışıyorum güçlensin biraz diye hastalık sonrası, o yüzden bugün Magginin  paprika çeşnili karışımı ile fırında tavuk yapmaya karar verdim. Hem yapması kolay, hemde yemesi lezettli. Yanına, evde havuç ve turp olduğundan, havuç turp rendesi salata olarak yapacağım. Hemde yarın öğlen Buse’nin yemeğinide çıkarmış olacağım. 

Afiyet olsun.

17 Mart 2011 Perşembe

Zor geçen bir haftasonu ve hafta!

Pazartesi günü yazacaktım tam zor geçen haftasonu diye. Nerden bilebilirdim ki haftanın kendiside zor geçecekmiş. Perşembe günü başlayan öksürük ve sonrasıda Cuma günü ateş ve düşmeyen inatçı bir ateş. Çarşamba gecesi oldu kzım halaa 39 derece ateş içinde yanıyor. Bu arada iki kere doktora gittik. Kan tahlili vs derken grbal enfeksiyon. Virütik olduğu için antibiyotik kullanmak istemiyoruz ama doktorlarımız sağolsun ateşi gördüklerinde yazıyolar. Yok kullanmayacam diyorum bu sefer aile ve çevreden gelen büyük baskı. Niye kulanmıyorsunuz? biz hep kullandık size bişey olmaz? vs vs... Tabi bir yandan da yanlış mı yapıyoruz, çocuk ateş içinde diye vicdan azabı çekiyor insan. Aslında ateşinide düşürmek istemiyorum vücudun savunma mekanizması. Gerçi 39,5 geçmeden vermedim ateş düşürücüyü. Ama işte halsizleşnce verdim artık.

 Offf bugün şükür sabahtan beri 37,5 gibi seyrettiğinden dolayı biraz rahatladık, ama yine tetikdeyiz. Öyleki dün akşam artık antibiyotiği hazırladım. Şişede toz halinde olduğu için, içine suyunu koydum karıştırdım. Sabah daha da olursa verecem artık baskıya dayanamaycam diye düşündüm. Neyseki şimdilik yok. Bunada şükür.

 Tabi bu arada ne yemek düşünebildik, ne de Busecik zaten bişey yiyebildi. Makarna seviyor diye çeşitlerini yapmaya çalıştım birini yazayım bugün.

Peynirli Cevizli Erişte

Eriştemi de eğer Afyon’dan anneannemlerin gönderdikleri bitti ise Pınar Hanım’dan alıyorum.

Erişteyi ben birazını kavuryorum başta, şöyle bir avuç kadarını.

 -          2 Su bardağı erişte (Bu biraz erişteye de bağlı, bazı erişteler çoğalıyor ama bazısı çoğalmıyor ona göre ayarlamak lazım)

-          1 yemek kaşığı tereyağ

-          Beyaz peynir (ben genelde evde artakalan beya peynirleri karıştırıyorum)

-          Maydanoz, dereotu

-          Dövülmüş ceviz

-          Yetri kadar su (tavuk suyu, et suyu varsa daha lezetli oluyor)

-          Tuz

Önce tereyağında bir avuç kadar erişteyi kavuruyoruz. Üzerine geri kalan erişteyide ekliyoruz. Şöyle bir çevirip suyunu ve tuzunu ekliyoruz. Ben pilav gibi suyunu çektirerek pişirmeyi seviyorum hemde vitamini içinde kalsın diyerekten. Yanlız çok çabuk suyunu çekiyor dikkatli ayarlamak lazım. Erişte pişerken üzeri için peynirleri eziyoruz maydanoz, dereotu ekliyoruz. Başka küçük bir teflonda, cevileri ateşte azcık kavuruyoruz.

Erişte suyunu çekince peyniri önce üzerine yayıyoruz. Üzerine cevizler. Altını kapatıyoruz. Tencerenin kapağını kapatıp 10-15 dakka dinlendirdikten sonra servis yaparken karıştırıyoruz.

 Afiyet olsun...

10 Mart 2011 Perşembe

Sabah yine beyazla uyandık...

Her ne kadar Ankara kadar olamasakda, kızım karı görüdya bunada şükür. Bugün işe gidesimde hiç yok ama gitmek lazım tabi. :(

Yapılacak ne çok iş var evde de. Biraz sebze felan almak lazım, sebze yemeği yapmaz oldum kaç zamandır. Buse hanım yemediği için sebze yemeklerini biz de yemez olduk. Kendisine sebze çorbası adı altında veriyoruz sebzesini ama biz yemiyoruz.

Aslında peynir, mantı sebze baklagil gibi ihtiyaçlarımı Pınar Hanım'dan almaya başladığımdan beri elim gitmiyor markettekilere ama ondanda her zaman alamıyoruz tabi. Bu hafta bir grup sipariş vereceğim peynirim ve mantım bitmişti. Yanında sebzelerden de istesem iyi olacak.

 Bugün ne yemek yapsak karar veremedim yine.

Yoğurt çorbası yapmıştım, kuzucuğum pilav çorbası diye severek içiyodu. Yanına ne yapacaz bilemedim. Düşünmek lazım biraz daha.

Yoğurt çorbasının şöyle yapıyorum ben;

-          1 çay bardağı kadar pirinç,

-          6 su bardak su (tavuk suyu yada et suyu olunca daha lezetli oluyor)

-          1 yumurta

-          1 kase yoğurt

-          1 yemek kaşığı un

-          Tereyağı

-          Tuz, kırmızı biber, nane

 Önce princi suyun içinde 10-15 dakika kadar haşlıyoruz. Çok fazla haşlayıp prinçleri iyice lapa yapmadan 1 yumurta, yoğurt ve 1 yemek kaşığı unu, birazda pricin suyundan alarak ayrı bir kapta iyice karıştırıyoruz ve bunu kaynayan prinçlere yavaş yavaş ilave ediyoruz ve hiç durmadan karıştırıyoruz. Karıştırmayı unutunca kesiliyor. Kaynayana kadar karıştırarak pişiriyoruz.

Kaynadıktan sonrada 5 dakka daha bekliyoruz. Bu arada kaynayınca başka bir tavada tereyağını eritip nane ve kırmızı biberi ekledikten sonra çorbamıza ilave edip çoranın altını kapatıyoruz. Tuzunu da altını kapattıkdan sonra ilave ediyoruz.

Afiyet olsun ....