Artık akşamları yemek yemiyoruz. Hadi üstüne gitmeyelim diye bu yola girdik. Birde beni kusmaları ile geri püskürttüğü için bende soruyorum sofraya otururken yemek yiyecek misin? Diye cevap her zaman aynı “hayır ben yemiiicem “. Ben de tamam diyorum biz oturuyoruz yiyoruz. Hiç oralı bile değil. Kendi kendine oyun oynuyor, sonra çizgi film izlemek istiyor. Açıyorum onu izliyor. Bakalım ne kadar sürecek bu.
iştahsızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iştahsızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ağustos 2011 Cuma
10 Ağustos 2011 Çarşamba
Buse İle Akşam Yemekleri
Ne diyebilirim ki.. İşkence devam ediyor hem ona hem bana. Ben kendimi de anlayamıyorum. Kendime hakim olamamak gibi bir durumum söz konusu herhalde. Gündüzleri Ayşe teyzesi ile bir şekilde yemeğini yiyor. Televizyon olmadan. Ama akşam olduğunda daha ben sofrayı hazırlarken ben tokum anne diye yanımda dolaşmaya başlıyor. Yine ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Hadi sofraya dediğimde yine kusma girişimler. Beni tamamen püskürtmüş durumda. Ceza verdim telefonda oyun ve televizyon yok diye. Gıkı çıkmıyor. Bir kere bile sormuyor alabilir miyim telefonunu diye.
Artık akşamları kendisine yemek yedirmeme kararı aldım. Ama ne kadar becerebileceğim görücez. Sabır diyorum başka da bir şey diyemiyorum.
1 Ağustos 2011 Pazartesi
Buse ve Yemek
Buse ile yemek maceralarını uzun zamandır anlatamıyordum. Çünkü görünürde çok da bir şey yoktu. Biraz tepkili biraz tepkisiz yemeklerini yiyor. Televizyonu çıkardık sayılır yemek esnasında.
Ama problem şu ki, yemek yemeğe ayıracak vakti yok. Yani yapması gereken onca iş varken birde yemek yemeği araya sıkıştırmak onun için çok zor. Dün mesela bunu iyice anladım. Karnının aç olduğunu biliyorum, çünkü bana sürekli soruyordu, anne yemek hazırladın mı vs diye.
Ancak tamda yemekten önce bilgisayarda oyun oynamak istedi. Bende sürekli her şeye hayır diyen anne olmamak için, zaten yemek de henüz pişmemişken, tamam demiştim.
Birlikte oynadık bir süre. Sonra ben sofrayı hazırladım ve bunları yemeğe çağırdım. Buseden klasik cevap ben tokum. ‘!!!!##!!
Annecim açsın biliyorum dedim. Yemeğini yedikten sonra oyununa devam edebilirsin. Ama onun gözü halaa oyunda bu arada. Şimdi böyle bir işi varken hele ki yemek yemek hiç iç açıcı değil tabi kendisi için. Zar zor sofraya getirdim kendisini ama bir yandan korkuyorum, çünkü böyle bir enstantaneden sonra genellikle yaşanan Busenin kusması. Korkumdan minik minik verdim yemeklerini. Zaten biraz tokluk hissetti mi tamam “ben doydum gerisini yemiiicem anne” diyor ve bende artık ısrar etemiyorum. (bunu da duymaktan sıkıldım) tamam kalk diyorum. Ama yine gün boyu yediklerini sayarsak fazlada birşey etmiyor.
Alıştım artık.
Ama problem şu ki, yemek yemeğe ayıracak vakti yok. Yani yapması gereken onca iş varken birde yemek yemeği araya sıkıştırmak onun için çok zor. Dün mesela bunu iyice anladım. Karnının aç olduğunu biliyorum, çünkü bana sürekli soruyordu, anne yemek hazırladın mı vs diye.
Ancak tamda yemekten önce bilgisayarda oyun oynamak istedi. Bende sürekli her şeye hayır diyen anne olmamak için, zaten yemek de henüz pişmemişken, tamam demiştim.
Birlikte oynadık bir süre. Sonra ben sofrayı hazırladım ve bunları yemeğe çağırdım. Buseden klasik cevap ben tokum. ‘!!!!##!!
Annecim açsın biliyorum dedim. Yemeğini yedikten sonra oyununa devam edebilirsin. Ama onun gözü halaa oyunda bu arada. Şimdi böyle bir işi varken hele ki yemek yemek hiç iç açıcı değil tabi kendisi için. Zar zor sofraya getirdim kendisini ama bir yandan korkuyorum, çünkü böyle bir enstantaneden sonra genellikle yaşanan Busenin kusması. Korkumdan minik minik verdim yemeklerini. Zaten biraz tokluk hissetti mi tamam “ben doydum gerisini yemiiicem anne” diyor ve bende artık ısrar etemiyorum. (bunu da duymaktan sıkıldım) tamam kalk diyorum. Ama yine gün boyu yediklerini sayarsak fazlada birşey etmiyor.
Alıştım artık.
14 Temmuz 2011 Perşembe
Dönüp dönüp başa mı geliyoruz?
Ben ne zaman ohh aman herhalde atlattık biz bu işi, düzene soktuk desem pat arkasından Buse hanım yine kusmuk olaylarına karışıyor.
Dün akşamda yine aynı şeyi yaşadık. Aklımızdan çıkarmıştık ki tam o kötü anıları yine yeni yeniden başladık.
Kuzenim halamlar ve annelerle birlikte dışarı yemeğe çıktık. Buseye de köfte ısmarladım en güzel yediği diye. Ama en başından beri oyun odasına gitmek istediğinden kelli ben tokum, şimdi gideyim mi vs soruları ile muhatabız. Dedim ki köftelerini bitir gidersin (bitir dediğim köftede 2 tane yanlış anlaşılmasın) ancak kendisi ilk köftenin sonlarına doğru gerisini sen ye diye sızlanmaya başladı. En son bir lokmacık daha yiyim sonra bitti tamam mı dedi. Benden ses çıkmayınca muhtemelen devamı geleceğini anladı ve başladı kendini öğürtmeye. Ve tabi sonuç herkesin ortasında restoranda, fork üst baş vs gitti. Garsonlar yazık telaşe içinde ortalığı temizlemek için uğraştılar. Ama bizimkinde hiç bir şey yok gayet devam ediyor hayatına. Gidebilir miyim oyun salonuna diyor? Tabi benim sinirler altüst. Yeniden bir sarmalın içine girmek, yeniden aynı şeylerin başlaması vs hepsi geçti kafamdan. Serinkanlı olmayı başaramadım velhasıl.
Şu çocuk tokum dediğinde yemek yedirmemeyi becerebilirsem işte o gün bu işi bitireceğim. Ama yok illaki tokum demesine bir kulp buluyorum ve yedirmek için uğraşıyorum. Sonuç ortada. Böyle kazanan ben hiç olmuyorum. Midesinde gireni çıkarıyor. 2-0 yenik oluyorum yani.
12 Temmuz 2011 Salı
Ne rahatım...
Annem geldi bir haftadır rahatım, sanki anneler gelince tüm işler onlara bırakılırmış gibi geliyor bana :). Hele bide benimkiler gibi yakınında değillerse tamam.
Bu aralar tatil moduna girdiğimden kelli bir şey yapmaz yazamaz oldum. Birde 2 haftadır şu ünlü dukan rejimi ile uğraşıyorum ki, iyi gidiyor diyebilirim. Ancak annemler varken biraz zorlanıyorum. Çünkü sürekli bir şeyler yapılıyor evin içinde, ee bende yiyemiyorum, ucundan kaçırıyorum bazen. en zorlandığım şey meyveler oluyor. Yaz günü meyve yemeden durmak zor.
Buse açısından bakarsak, ooh en güzeli onun hayatı. Sürekli peşinde koşturan dede ve anneanne ile birlikte gayet güzel vakit geçiriyorlar. Bakalım dönüşte ne yapacağız. Yemek meselesi de gayet güzel gidiyor. Şimdi bizimkisi anneannesi ve dedesiyle haşır neşir olduğundan yemek derdimiz çok kalmadı. Ama yine de halen, anne bunu bitirecek miyim vs gibi sorunlar soruyor. Çocuğun psikolojisini nasıl şeettiysem yemiyor yemiyor diye. Çok çok yediği söylenemez ama zaten onun kapasitesi bu kadar. (kitaptan öğrendiğim iyi bir şey)
Bu aralar tatil moduna girdiğimden kelli bir şey yapmaz yazamaz oldum. Birde 2 haftadır şu ünlü dukan rejimi ile uğraşıyorum ki, iyi gidiyor diyebilirim. Ancak annemler varken biraz zorlanıyorum. Çünkü sürekli bir şeyler yapılıyor evin içinde, ee bende yiyemiyorum, ucundan kaçırıyorum bazen. en zorlandığım şey meyveler oluyor. Yaz günü meyve yemeden durmak zor.
Buse açısından bakarsak, ooh en güzeli onun hayatı. Sürekli peşinde koşturan dede ve anneanne ile birlikte gayet güzel vakit geçiriyorlar. Bakalım dönüşte ne yapacağız. Yemek meselesi de gayet güzel gidiyor. Şimdi bizimkisi anneannesi ve dedesiyle haşır neşir olduğundan yemek derdimiz çok kalmadı. Ama yine de halen, anne bunu bitirecek miyim vs gibi sorunlar soruyor. Çocuğun psikolojisini nasıl şeettiysem yemiyor yemiyor diye. Çok çok yediği söylenemez ama zaten onun kapasitesi bu kadar. (kitaptan öğrendiğim iyi bir şey)
Etiketler:
çocuğum yemek yemiyor,
çocukla hayat,
Genel,
iştahsız bebeler,
iştahsızlık
5 Temmuz 2011 Salı
Buse ve Yemek
Bildiğiniz gibi yemek mücadelemiz halen devam ediyor. Ancak artık biraz gelişme var. Artık hastalı, kulak ağrısı vs kalmadığından daha rahat olabiliyoruz. Çünkü o zamanlar zaten çocuğun iştahı tamamen kesilmiş olduğu için, bide bizim ye ye ye diye zorlamamızla işi kriz noktasına getirmiştik. Kusmalar vs.
Şimdilerde daha iyi gidiyor gibiyiz. Bizim yemek esnasında yememenin yanında birde illaki tv karşısında salonda yemek yemek gibi bir derdimiz var. Son zamanlarda ben tokum diye sürekli söylenmesinin ardında yatan sebepte biraz bu bence. İçeride yiyelim diye tutturuyordu önce sonra ben hayır içerde olmaz vs dedikçe işi ben tokum yemiiceme getirmeye başladı. İçerde tv karşında yemek istiyordu ve ben izin vermiyordum, o da beni böyle cezalandırıyordu sanki. Ben ona ceza vermiyordum aslında ama yemek yedirmek için tv kullanmış olduğumuzdan dolayı bugüne kadar, bunu ceza olarak algılaması çok normal. (Bunun bir hata olduğunu bile bile yaptım maalesef yemek yemiyor, küçük kalacak diye sonuç yine aynı yine yemiyor.)
Kendisi ben tokum evresinden sonra biraz biraz sofraya gelmeye başlamıştı, yemek istemiyordu ama yine. Sadece oturuyor ve bir iki tırtıklıyor. Sonra başka bir şey oldu. Anne ben tv seyretmek istiyorum dedi. Dedim ki tamam sen seyret ben kahvaltını hazırladığımda seni çağırırım. Tamam anne dedi. Ve gerçekten kahvaltısı hazır olunca çağırdım. Geldi oturdu, yaptı kahvaltısını. Akşamları da yine bir parça vızıltı çıkaracakmış gibi yapıyor ama sonra gelip bizle neşeli bir şekilde yemeğini yiyor. Biraz kendisi yiyor biraz ben yediriyorum vs.
Şimdilik iyi gidiyor ama Buse bu ne yapacağı belli olmaz. İkizler burcu kendisi. Anında değişebiliyor. Bu hastalık ve iyileşme sürecinde bir şey daha anladım ki çocuk hasta ise gerçekten rahatsızlık hissediyor ve yemek yemek istemiyor. Bizde daha çabuk iyileşsin diye zorladıkça iş daha çok çığırından çıkıyor.
Şimdilerde daha iyi gidiyor gibiyiz. Bizim yemek esnasında yememenin yanında birde illaki tv karşısında salonda yemek yemek gibi bir derdimiz var. Son zamanlarda ben tokum diye sürekli söylenmesinin ardında yatan sebepte biraz bu bence. İçeride yiyelim diye tutturuyordu önce sonra ben hayır içerde olmaz vs dedikçe işi ben tokum yemiiceme getirmeye başladı. İçerde tv karşında yemek istiyordu ve ben izin vermiyordum, o da beni böyle cezalandırıyordu sanki. Ben ona ceza vermiyordum aslında ama yemek yedirmek için tv kullanmış olduğumuzdan dolayı bugüne kadar, bunu ceza olarak algılaması çok normal. (Bunun bir hata olduğunu bile bile yaptım maalesef yemek yemiyor, küçük kalacak diye sonuç yine aynı yine yemiyor.)
Kendisi ben tokum evresinden sonra biraz biraz sofraya gelmeye başlamıştı, yemek istemiyordu ama yine. Sadece oturuyor ve bir iki tırtıklıyor. Sonra başka bir şey oldu. Anne ben tv seyretmek istiyorum dedi. Dedim ki tamam sen seyret ben kahvaltını hazırladığımda seni çağırırım. Tamam anne dedi. Ve gerçekten kahvaltısı hazır olunca çağırdım. Geldi oturdu, yaptı kahvaltısını. Akşamları da yine bir parça vızıltı çıkaracakmış gibi yapıyor ama sonra gelip bizle neşeli bir şekilde yemeğini yiyor. Biraz kendisi yiyor biraz ben yediriyorum vs.
Şimdilik iyi gidiyor ama Buse bu ne yapacağı belli olmaz. İkizler burcu kendisi. Anında değişebiliyor. Bu hastalık ve iyileşme sürecinde bir şey daha anladım ki çocuk hasta ise gerçekten rahatsızlık hissediyor ve yemek yemek istemiyor. Bizde daha çabuk iyileşsin diye zorladıkça iş daha çok çığırından çıkıyor.
Gerçekten bazen kitaplarda yazanları dinlemek gerekiyor J
Etiketler:
Buse,
çocuğum yemek yemiyor,
çocukla hayat,
iştahsız bebeler,
iştahsızlık
27 Haziran 2011 Pazartesi
Buse ile Yemek Mücadelisi Raunt 3
Bildiğiniz gibi her yemek bir mücadele olmaktan çıkarmak için uğraşmaya devam ediyorum ama sabrımı fazla zorluyor benim kuzu.
Dün, herzamanki gibi bir Pazar yaşamayı planlarken, kulağım ağrıyor diye ağlamamızla uyandık. (Ben ne kadar ilaç kullanmamak içn direnirsem, okada çok ilaç kullanmak için karşımıza olay çıkıyor) Bir ağrı kesici verdim biraz rahatlattı onu. Ama biliyorumki ilacın etkisi geçtiğinde tekrarlayacak. O yüzden doktora gittik yine. Kulağı kızarmış ve bademciklri iltahaplanmış. Yine başlayacağız antibiyotik. :(
Tabi bütün bunlar bizim yemek derdimize biraz daha tuz biber ekiyor. Dün yine öğlen yemiş olduğu köftelerden sonra bişey yemedi akşama kadar. Akşam yemeğine oturmak üzeyken yine o bilindik cümle “ben tokuuum”. O anda kendimi atsam atabilirdim yani. Tüm gün yemek yemedi ama yine ben tokuuuum diyebildi. Nasıl bir mide var bu çocukta yarabbim. Yoksa yok mu? Hani öğleden sonra atıştırmış olsa bişeyler yemiş olsa, meyvesuyu felan içmiş olsa dyeceğimki tamam olabilir tıkamıştır, ama yok öyle bişey. Ağzını sadece su için açmışlığı var. Onun dışında bişey girmedi mideye, yinede tok. Tabi benim sınırlarım gerçekten zorlanmasından dolayı girdik birbirimize ve hiçbirşey yemeden yattı.
Sabah, ben işe gitmek için hazırlanırken, masanın üzerinde duran ekmeklerden bir dilim, kedi gibi, çalmış, bir yandan benim ayakkabılarımı deniyor bir yandan da onu kemiriyordu. :) Şimdi nedir bu? Nasıl mücedele edeceğiz bu kızla bilmiyoruz.
Dün, herzamanki gibi bir Pazar yaşamayı planlarken, kulağım ağrıyor diye ağlamamızla uyandık. (Ben ne kadar ilaç kullanmamak içn direnirsem, okada çok ilaç kullanmak için karşımıza olay çıkıyor) Bir ağrı kesici verdim biraz rahatlattı onu. Ama biliyorumki ilacın etkisi geçtiğinde tekrarlayacak. O yüzden doktora gittik yine. Kulağı kızarmış ve bademciklri iltahaplanmış. Yine başlayacağız antibiyotik. :(
Tabi bütün bunlar bizim yemek derdimize biraz daha tuz biber ekiyor. Dün yine öğlen yemiş olduğu köftelerden sonra bişey yemedi akşama kadar. Akşam yemeğine oturmak üzeyken yine o bilindik cümle “ben tokuuum”. O anda kendimi atsam atabilirdim yani. Tüm gün yemek yemedi ama yine ben tokuuuum diyebildi. Nasıl bir mide var bu çocukta yarabbim. Yoksa yok mu? Hani öğleden sonra atıştırmış olsa bişeyler yemiş olsa, meyvesuyu felan içmiş olsa dyeceğimki tamam olabilir tıkamıştır, ama yok öyle bişey. Ağzını sadece su için açmışlığı var. Onun dışında bişey girmedi mideye, yinede tok. Tabi benim sınırlarım gerçekten zorlanmasından dolayı girdik birbirimize ve hiçbirşey yemeden yattı.
Sabah, ben işe gitmek için hazırlanırken, masanın üzerinde duran ekmeklerden bir dilim, kedi gibi, çalmış, bir yandan benim ayakkabılarımı deniyor bir yandan da onu kemiriyordu. :) Şimdi nedir bu? Nasıl mücedele edeceğiz bu kızla bilmiyoruz.
Etiketler:
Buse,
çocuğum yemek yemiyor,
çocukla hayat,
iştahsız bebeler,
iştahsızlık
23 Haziran 2011 Perşembe
Buse ile Yemek Mücadelesi Rount 2
Dün akşamda yine neler yaşadığımızı yazmam lazım. Hani diyorum ya kendimi ehlileştirmek için kitaplar makaleler vs. okuyorum. İştahsız çocuğa karşı nasıl davranmak gerekir, neler yapılır neler yapılmazla ilgili. (Kitabı tam anlamı ile bitirmediğimden onunla ilgili bir yazı hazırlayamadım. Şu anda önceliği kitapta bahsedilenleri özümseyip uygulamaya verdim ama en yakın zamanda onu da yazacağım.) Genelde her yerde söylenen şu ki, “zor – la- ma- yın “.
İyi tamam zorlamayalım, karışmayalım da; bunu becerebilen anne sayısı çok da fazla değil anladığım kadarıyla. Hele ki biz Türk anneleri. Aman allahım ne zor bir iş. Okurken iyi tamam zorlamayalım diyip geçiyoruz. Ama iş eyleme geldiğinde çok fena zorlanıyor insan. Aslında söyle diyeyim, belki Buse bu kadar minicik olmasaydı, hani biraz daha toplu, boylu bir çocuk olsaydı zorlanmazdım o kadar. Ama zaten kaşık kadar olduğundan arkadaş, yemedikçe yarım ölçek kaşık kadar kalmasından korkuyoruz. Aslında işte kitaplarda anlatılanda tamda bu. “Yarım ölçek falan kalmazlar hiç bir zaman.” Tabi önemli bir sağlık problemleri yoksa ki böyle bir problem varsa da zaten o çocuk daha tartıya çıkmadan evvel anlaşılabilirmiş. Gel gör ki bunu iştahsız bir çocuğun annesinin anlaması imkansız. Yani anlıyoruz ama, biraz zaman gerekiyor.
Gün içinde kendi kendime söylenirken bile buluyorum kendimi, “ akşam ben yemiicem derse yine, tamam kızım deyip döneceğim işime, hiç karışmayacağım vs”.
Dün akşamda beklenen oldu ve yemeğe çağırdığımda Burkay’ı ve Buse’yi, tok olduğunu bildirdi ve yemiiicem dedi. (bu arada aç olduğunu biliyorum çünkü sürekli bana fındık var mı çubuk kraker var mı şeklinde, tırtıklamak için soruyor) İyi peki kızım dedim. (içimden kendisini oturtup yemeği huniyle ağzından dökmek geçiyor) Sofraya oturduk, bunun yemeği önünde, sütünü de çıkarmıştım. Ben içmiiicem bunu sen kahvene koy dedi. Tamam dedim yine. (Sütü de huniden boşaltabilirim) Biz yiyoruz Busede ara ara bize bakıyor ama dokunmuyor. Sonra yemek sıcak olduğundan Burkay üfledi. Aaa niye sıcak mıcak derken kedisi de kendi yemeğini üflemeye karar verdi. Sonra ne oldu anlamadım Burkay’la kim önce bitirecek yarışına girmeye karar verdiler. Ben yemeğimi bitirmiştim. Bana da diyor ki sen niye yarışmıyorsun? Velhasıl o heyecanla hem yoğurdundan da yiyerek, koyduğum tabağını bitirdi. Şimdi ne oldu bilmiyorum? Yine bir oyun esnasında yendi yemek. Ben Hiç dokunmadım, yardımcıda olmadım.
Neyse mücadele devam ediyor. İki gündür akşam yemeğine yanımıza bile oturmamıştı. Bu bir gelişme mi? Göreceğiz.
İyi tamam zorlamayalım, karışmayalım da; bunu becerebilen anne sayısı çok da fazla değil anladığım kadarıyla. Hele ki biz Türk anneleri. Aman allahım ne zor bir iş. Okurken iyi tamam zorlamayalım diyip geçiyoruz. Ama iş eyleme geldiğinde çok fena zorlanıyor insan. Aslında söyle diyeyim, belki Buse bu kadar minicik olmasaydı, hani biraz daha toplu, boylu bir çocuk olsaydı zorlanmazdım o kadar. Ama zaten kaşık kadar olduğundan arkadaş, yemedikçe yarım ölçek kaşık kadar kalmasından korkuyoruz. Aslında işte kitaplarda anlatılanda tamda bu. “Yarım ölçek falan kalmazlar hiç bir zaman.” Tabi önemli bir sağlık problemleri yoksa ki böyle bir problem varsa da zaten o çocuk daha tartıya çıkmadan evvel anlaşılabilirmiş. Gel gör ki bunu iştahsız bir çocuğun annesinin anlaması imkansız. Yani anlıyoruz ama, biraz zaman gerekiyor.
Gün içinde kendi kendime söylenirken bile buluyorum kendimi, “ akşam ben yemiicem derse yine, tamam kızım deyip döneceğim işime, hiç karışmayacağım vs”.
Dün akşamda beklenen oldu ve yemeğe çağırdığımda Burkay’ı ve Buse’yi, tok olduğunu bildirdi ve yemiiicem dedi. (bu arada aç olduğunu biliyorum çünkü sürekli bana fındık var mı çubuk kraker var mı şeklinde, tırtıklamak için soruyor) İyi peki kızım dedim. (içimden kendisini oturtup yemeği huniyle ağzından dökmek geçiyor) Sofraya oturduk, bunun yemeği önünde, sütünü de çıkarmıştım. Ben içmiiicem bunu sen kahvene koy dedi. Tamam dedim yine. (Sütü de huniden boşaltabilirim) Biz yiyoruz Busede ara ara bize bakıyor ama dokunmuyor. Sonra yemek sıcak olduğundan Burkay üfledi. Aaa niye sıcak mıcak derken kedisi de kendi yemeğini üflemeye karar verdi. Sonra ne oldu anlamadım Burkay’la kim önce bitirecek yarışına girmeye karar verdiler. Ben yemeğimi bitirmiştim. Bana da diyor ki sen niye yarışmıyorsun? Velhasıl o heyecanla hem yoğurdundan da yiyerek, koyduğum tabağını bitirdi. Şimdi ne oldu bilmiyorum? Yine bir oyun esnasında yendi yemek. Ben Hiç dokunmadım, yardımcıda olmadım.
Neyse mücadele devam ediyor. İki gündür akşam yemeğine yanımıza bile oturmamıştı. Bu bir gelişme mi? Göreceğiz.
Etiketler:
Buse,
çocuğum yemek yemiyor,
çocukla hayat,
iştahsız bebeler,
iştahsızlık
21 Haziran 2011 Salı
Hatayı nerde yapıyoruz ?
Birkaç gündür, hastalığında vermiş olduğu huy değişikliğiyle Buse ile kriz yaşıyoruz. Ama ne kriz.
İlkini Pazar günü sarıyerde deniz kenarında bütün üstünü başını ıslatıp kumlamasının ardından, artık gitme vakti geldiğinde kumları yıkamak istememesi sırasında yaşadık. Biz kendisini duşa soktuk ancak hanımefendi asla kumlarından kurtulmak istemediğinden çığlık hıraç bağırarak ortalığı birbirine katarak ağladı ve tekrar tekrar kumları üzerine sürdü sonrasında tekrar duşa sokuldu vs vs. Ama bir türlü sakinleştiremedik kendisini.
İkincisini dün akşam yaşadık, önce bizim yatağa yatmak istiyormuş. Bizde artık uyku vakti geldiği ve kitabınıda okuduğumuz için kendi yatağına yatması gerektiğini söyledik ve kendi yatağına yatırdık. Oooo kıyamet koptu. Ortada bişey yok, ama nasıl bir ağlama, susmamacasına yarım saat kadar ağladıktan sonra babası aldı kendisini (sinirli bu arada) bizim yatağa koydu. Hayııır burda da yatmııııcam diye bir ağlama daha. Dedim git nerde istiyorsan orda yat. Gitti yine kendi yatağına çıktı. Ama ağlamaya da devam etti. Bir süre sonra sesi kesildi. Gidip baktım uyumak üzere. Biraz konmuştum yaptığının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım ama anlamadı.
Böyle durumda ne yapmak gerekiyor ben yani biz çözemedik. Kızıyosun anlamıyor konuşuyorum anlamıyor. Bırakıyorum sen ağlamaya devam et bitince gel yanıma diyorum anlamıyor. O kadar ağlamasının arkasında dayanamıyorum, üzülüyorum.
Ha bu arada yemek için inatlaşma da devam ediyor. Ben mutfakda yemek hazırlarken daha geliyor; ben tokum anne yemiiicem diyip gidiyor yanımdan. Tamam kızım sen yeme biz babanla yiyeceğiz diyorum. Sonra sofrayı kuruyoruz, istersen sanada koyayım diyorum. Yok istemiyor. Bütün gece yemek yemeden geçiriyor. Halbuki bir önceki gün domatesi bile yalamıştı. Tam hadi düzeliyor mu acaba derken tekrar başa dönüyoruz.
3 yaş krizleri mi bunlar nedir onu da anlamadık?!! Nasıl davranacağımızı çözemedim. Var mı bilen birileri???
İlkini Pazar günü sarıyerde deniz kenarında bütün üstünü başını ıslatıp kumlamasının ardından, artık gitme vakti geldiğinde kumları yıkamak istememesi sırasında yaşadık. Biz kendisini duşa soktuk ancak hanımefendi asla kumlarından kurtulmak istemediğinden çığlık hıraç bağırarak ortalığı birbirine katarak ağladı ve tekrar tekrar kumları üzerine sürdü sonrasında tekrar duşa sokuldu vs vs. Ama bir türlü sakinleştiremedik kendisini.
İkincisini dün akşam yaşadık, önce bizim yatağa yatmak istiyormuş. Bizde artık uyku vakti geldiği ve kitabınıda okuduğumuz için kendi yatağına yatması gerektiğini söyledik ve kendi yatağına yatırdık. Oooo kıyamet koptu. Ortada bişey yok, ama nasıl bir ağlama, susmamacasına yarım saat kadar ağladıktan sonra babası aldı kendisini (sinirli bu arada) bizim yatağa koydu. Hayııır burda da yatmııııcam diye bir ağlama daha. Dedim git nerde istiyorsan orda yat. Gitti yine kendi yatağına çıktı. Ama ağlamaya da devam etti. Bir süre sonra sesi kesildi. Gidip baktım uyumak üzere. Biraz konmuştum yaptığının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştım ama anlamadı.
Böyle durumda ne yapmak gerekiyor ben yani biz çözemedik. Kızıyosun anlamıyor konuşuyorum anlamıyor. Bırakıyorum sen ağlamaya devam et bitince gel yanıma diyorum anlamıyor. O kadar ağlamasının arkasında dayanamıyorum, üzülüyorum.
Ha bu arada yemek için inatlaşma da devam ediyor. Ben mutfakda yemek hazırlarken daha geliyor; ben tokum anne yemiiicem diyip gidiyor yanımdan. Tamam kızım sen yeme biz babanla yiyeceğiz diyorum. Sonra sofrayı kuruyoruz, istersen sanada koyayım diyorum. Yok istemiyor. Bütün gece yemek yemeden geçiriyor. Halbuki bir önceki gün domatesi bile yalamıştı. Tam hadi düzeliyor mu acaba derken tekrar başa dönüyoruz.
3 yaş krizleri mi bunlar nedir onu da anlamadık?!! Nasıl davranacağımızı çözemedim. Var mı bilen birileri???
Etiketler:
Buse,
çocukla hayat,
Genel,
iştahsız bebeler,
iştahsızlık
20 Haziran 2011 Pazartesi
Aman Allahım Buse domatese dilini değdirdi, galiba kalamarın da ucundan tadına baktı
Hastalık üstüne hastalık geçirdğimizden, ve zaten olmayan iştahımızı da tamamen yitirmemizden dolayı ben artık gerçek manaada pes ettim. Boğazından içeri bir küçük kase çorba girdi mi, tamam aman yeter diyorum. Yeterki midesinde kalsın.
Dün ilk defa birşey oldu ve Busecim ile aramızda şöyle bir diyalog geçti “anne sana bişey söyleyeblir miyim ?” Söyle kızım “benim karnım acıktı” çaktırmadım tabi arabada giderken gidince bakarız dedim hemen önüme döndüm. Ama yüzündeki ifade görülmeğe değerdi. Hani sanki bana bir hediye veriyomuş gibi söylüyor. Ben de içten içe bir oooh çektim. Sonunda bunu söyleyebildi. Açlığın da olduğunu anladı.
Sonrasında köfte pilav yoğurt vs yedi bir ara baktımki domatesi avuçluyor, ağzına götürüp iki yalandıktan sonra bana verdi anne sen ye diye. :) Masada kalamarlar vardı onu aldı iki ısırdı koydu. Ben de bu arada hiç bakmadım kendisine, çaktırmadan ara ara kontrol ettim sadece. Çünkü her bir şey alışda bana bakıyor farkediyorum. Hani haah aferim kızım şunu da ye felan dersem bırakacak çünkü. Ben yemiicem diye. (Hep öyle oldu bugüne kadar)
Neyse böyle bir gün geçirdik. Umarım devam edebiliriz ve şu savaşdan kurutluruz biran önce. Şimdi nolduda böyle oldu derseniz. Bence benim pes etmemdir sebep. Aslında tam olarak kafamda yememesi olayını bitirebilmiş değildim. Hasta olduğundan iştahı biraz daha kesildi diye düşünüp, sadece çorbasını içsin ve içtiğide midesinde dursun moduna girdiğimden umursamadım yemicem ben demelerini. Tamam dedim geçtim. Bu tavrın etkili olduğunu düşnüyorum. Bakalım göreceğiz.
Dün ilk defa birşey oldu ve Busecim ile aramızda şöyle bir diyalog geçti “anne sana bişey söyleyeblir miyim ?” Söyle kızım “benim karnım acıktı” çaktırmadım tabi arabada giderken gidince bakarız dedim hemen önüme döndüm. Ama yüzündeki ifade görülmeğe değerdi. Hani sanki bana bir hediye veriyomuş gibi söylüyor. Ben de içten içe bir oooh çektim. Sonunda bunu söyleyebildi. Açlığın da olduğunu anladı.
Sonrasında köfte pilav yoğurt vs yedi bir ara baktımki domatesi avuçluyor, ağzına götürüp iki yalandıktan sonra bana verdi anne sen ye diye. :) Masada kalamarlar vardı onu aldı iki ısırdı koydu. Ben de bu arada hiç bakmadım kendisine, çaktırmadan ara ara kontrol ettim sadece. Çünkü her bir şey alışda bana bakıyor farkediyorum. Hani haah aferim kızım şunu da ye felan dersem bırakacak çünkü. Ben yemiicem diye. (Hep öyle oldu bugüne kadar)
Neyse böyle bir gün geçirdik. Umarım devam edebiliriz ve şu savaşdan kurutluruz biran önce. Şimdi nolduda böyle oldu derseniz. Bence benim pes etmemdir sebep. Aslında tam olarak kafamda yememesi olayını bitirebilmiş değildim. Hasta olduğundan iştahı biraz daha kesildi diye düşünüp, sadece çorbasını içsin ve içtiğide midesinde dursun moduna girdiğimden umursamadım yemicem ben demelerini. Tamam dedim geçtim. Bu tavrın etkili olduğunu düşnüyorum. Bakalım göreceğiz.
Etiketler:
Buse,
çocuğum yemek yemiyor,
Genel,
iştahsız bebeler,
iştahsızlık
17 Haziran 2011 Cuma
Yine yine yeniden :(
Nedir bu hastalıklardan çektiğimiz. Gerçekten artık benim hastalıklara karşı gücüm kalmadı. Yani ben hasta olsam neyse de bu minicik kuzular hasta olduklarında ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Aman grip antibiyotik vermeyelim zart zurt diye doktora bile gitmeye korkar oldum artık. Ne zaman gitsek dayıyorlar antibiyotiği ki çoğu zaman kullanmadım verdiklerini. Sadece geçen sefer kulağı ağrıdığından ağlaya ağlaya gittiğimiz için vermek zorunda kaldım korkumdan.
Yanlış anlaşılmasın daha 2 hafta öncesiydi bu. Şimdi yine bir öksürük ve burum akması var. Sabah iyiydi. Ama akşam olunca azdı burnu fokur fokur. Tamam okula başladı bu sene böyle geçecek dedik dedik de yani haziranın ortasında da artık iki haftada bir hasta olmasın canım.
Yapacak hiçbir şeyinin olmaması insanı üzen aslında. Yani illa o bir hafta sürecek ve biz ilk günlerinde illaki kusacağız ne varsa midemizde. Zaten doğru dürüst bir şey yediremediğim kuzu, şimdi tamamen yemek yemiyor ve yediğinde zort çıkarabiliyor.
Kendimi ehlileştireyim diye kitap okuyorum ya, ohh diyordum iyi gidiyor. Artık birbirimizle savaşmıyorduk, yiyor yemiyor kalkıyordu. Ama şimdi döndük tekrardan başa. Süt içer misin diye sordum zort midesinde zaten bişey olmadığında boş boş öğürebildi sadece. Bu kız hasta olduğunda başka yere kaçmak istiyorum resmen. Hani ben yokken bitsin gitsin, görmeyeyim yaşamayayım öğürüklerini, kusmalarını.
İmdaaat…
Yanlış anlaşılmasın daha 2 hafta öncesiydi bu. Şimdi yine bir öksürük ve burum akması var. Sabah iyiydi. Ama akşam olunca azdı burnu fokur fokur. Tamam okula başladı bu sene böyle geçecek dedik dedik de yani haziranın ortasında da artık iki haftada bir hasta olmasın canım.
Yapacak hiçbir şeyinin olmaması insanı üzen aslında. Yani illa o bir hafta sürecek ve biz ilk günlerinde illaki kusacağız ne varsa midemizde. Zaten doğru dürüst bir şey yediremediğim kuzu, şimdi tamamen yemek yemiyor ve yediğinde zort çıkarabiliyor.
Kendimi ehlileştireyim diye kitap okuyorum ya, ohh diyordum iyi gidiyor. Artık birbirimizle savaşmıyorduk, yiyor yemiyor kalkıyordu. Ama şimdi döndük tekrardan başa. Süt içer misin diye sordum zort midesinde zaten bişey olmadığında boş boş öğürebildi sadece. Bu kız hasta olduğunda başka yere kaçmak istiyorum resmen. Hani ben yokken bitsin gitsin, görmeyeyim yaşamayayım öğürüklerini, kusmalarını.
İmdaaat…
9 Haziran 2011 Perşembe
Çocuğum yemek yemiyor...
Kitabı okuyorum ancak henüz bitirebilmiş değilim. Nedense bu aralar eve git yemek hazırla, ye, Buseyle oyna felan derken kitap okumak için fazla vakit bulamıyorum. Şöyle iki sayfa bakıp koyuyorum yerine.
Etiketler:
çocuğum yemek yemiyor,
iştahsız bebeler,
iştahsızlık
4 Haziran 2011 Cumartesi
Hayır, istemiyorum sağool :)
Ben Buse’ye yemek teklif etmekten bıktım ama o bana bu lafı söylemekten bıkmadı. Çikolata yer misin kızım? Hayır, istemiyorum sağool ( Yesin diye çikolata bile teklif ediyorum düşünün artık). Erik yer misin? Hayır, istemiyorum sağool. Kıtırık ekmek yer misin? Hayır, istemiyorum sağool. Süt içer misin? Hayır, istemiyorum sağool. Zıkkım var kızım onu yer misin? Hayır, istemiyorum sağool. :) kibarız bir de.
Etiketler:
çocuğum yemek yemiyor,
Genel,
iştahsız bebeler,
iştahsızlık
2 Haziran 2011 Perşembe
Kusma :(
Kusuyoruz :(
Busecim, katı gıda olayına geçtiğimiz zamandan beridir hep iştahsız bir çocuk oldu. Bu nedenledirki bende kendisini hep (yanlış olduğunu bile bile) TV karşında yedirdim. Baby Tv eşliğinde kendisine yedirdik yemekleri. Ama asıl sorunuz yemek yememesinden ziyade kendisinin yediklerini kusması. Yani benimde çocukluğum yemek yememekle geçmiş ama bunda bide kusma var. Azcık zorlasan yada artık yemek istemese çörk olduğu gibi ne varsa çıkarıyor.
Ooof ne zormuş.
Busecim, katı gıda olayına geçtiğimiz zamandan beridir hep iştahsız bir çocuk oldu. Bu nedenledirki bende kendisini hep (yanlış olduğunu bile bile) TV karşında yedirdim. Baby Tv eşliğinde kendisine yedirdik yemekleri. Ama asıl sorunuz yemek yememesinden ziyade kendisinin yediklerini kusması. Yani benimde çocukluğum yemek yememekle geçmiş ama bunda bide kusma var. Azcık zorlasan yada artık yemek istemese çörk olduğu gibi ne varsa çıkarıyor.
Ooof ne zormuş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)