24 Ağustos 2011 Çarşamba

Tv Meselesi

Son zamanlarda Tv izlemek bizde olay olmaya başladı. Buse büyüdükçe midir nedir illa açtıracağım illa Disney Junior açtıracam diye bizle bin bir pazarlık işine girişiyor. Tabi en büyük suçlu benim bu konuda onu da baştan kabul ediyorum.

Biz Tv hiç izlemeyelim, aman Buse hiç görmesin vs diye uğraşmadık Buse doğduğundan beri. Belli zamanlarda Baby Tv izlerdi bebekken, onun dışında ilgisini çok fazla çekmezdi reklamlar dışında. Ama tabi yemekler hep baby tv ile.

Şimdilerde arada bir durup durduğu yerde illa izliyeceğim diye tutturuyor. Anlaşma yapıyoruz 2 bölüm izleyip kapatacaksın diye vs öyle kabul edebiliyoruz. Büyüdükçe artık daha fazla inatlaşmaya başladı bu konuda sanki. Eskiden bir bölüm izlerdi tamam bitti diye kapatırdık sesi çıkmazdı. Ama şimdi aman allahım, hayııır iki tane izliiicem diye hönkürmeye başlayıveriyor hemen.

Bu veletler büyüdükçe daha da mı zor baş edeceğiz acaba ben anlamadım ki.

23 Ağustos 2011 Salı

Yemek yememe maceralarımız devam ediyor.

Yemek maceramız bitti sanılmasın sakın. Tam gaz devam ediyoruz. Buse bıkıp usanmadan akşamları tok olduğunu söylüyor. Bende kendimi tutarak tamam diyip geçiştiriyorum. Ama en azından sofraya gelip yanımızda duruyor ve o arada ağzına iki üç bir şeyler verebiliyorum. Ama bir anda farkettiği anda ne yaptığını, hemen bir öğürme efekti ile beni korkutma çabasına girişiyor. :)


Bakmayın güldüğüme sinirlerim bozuluyor her seferinde ama sabır diyoruz. Şimdi anneannesi var yanında onunla biraz daha rahat olabiliyor. Bende zaten hiç ilgilenmiyorum. Ama gündüzleri Ayşe teyzesi ile bir şekilde yediği için sesimi çıkarmıyorum artık. Çıkarmamaya çalışıyorum desek daha doğru. Bizimkisi akşam yemek yemeyengillerden olacak herhalde. İyi olur işte ilerde fit bir aile olarak dolanalım. Bende akşam yemek düşünme derdinden kurtulayım :)

Önümüzde 9 günlük bir tatil var. Tamamen benim elime kalacak. Bakalım neler yaşayacağız.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Yeni Aynı Konu


Pelin Çini’nin Çocukları Seviyoruz Ama yazısına rast geldim bugün. Dedim ki yine aynı şeyi yazmışlar. Çocuklu annelerin ne gereksiz olduklarından vs falan mı bahsetmişler diye okudum.

Aslında özünde çok doğru bulduğum ve benimde her zaman savunduğum bir şeyleri dile getiriyorlar her seferinde. Ancak bence burada mesele o insanların çocuklu olmaları değil. Fazlaca bencilce yaşamaları . Yani bu tipler çocukları olmasa da başkalarının haklarına saygı duymuyorlar, duymayacaklar. Sadece annelere özgü bir şey olmasa gerek.

Ha birde neden çocuklu annelerin hiç bir şeyden haberleri olmayan kişiler olduğu düşüncesi var ki bunu da anlamış değilim. Pelin Çini “ Freud diye birini duydun mu bilmem ama....” diye seslenmiş bu maceradaki sorumsuz annemize.

12 Ağustos 2011 Cuma

Buse ile akşam yemekleri 2

Artık akşamları yemek yemiyoruz. Hadi üstüne gitmeyelim diye bu yola girdik. Birde beni kusmaları ile geri püskürttüğü için bende soruyorum sofraya otururken yemek yiyecek misin? Diye cevap her zaman aynı “hayır ben yemiiicem “. Ben de tamam diyorum biz oturuyoruz yiyoruz. Hiç oralı bile değil. Kendi kendine oyun oynuyor, sonra çizgi film izlemek istiyor. Açıyorum onu izliyor. Bakalım ne kadar sürecek bu.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Buse İle Akşam Yemekleri


Ne diyebilirim ki.. İşkence devam ediyor hem ona hem bana. Ben kendimi de anlayamıyorum. Kendime hakim olamamak gibi bir durumum söz konusu herhalde. Gündüzleri Ayşe teyzesi ile bir şekilde yemeğini yiyor. Televizyon olmadan. Ama akşam olduğunda daha ben sofrayı hazırlarken ben tokum anne diye yanımda dolaşmaya başlıyor. Yine ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Hadi sofraya dediğimde yine kusma girişimler. Beni tamamen püskürtmüş durumda. Ceza verdim telefonda oyun ve televizyon yok diye. Gıkı çıkmıyor. Bir kere bile sormuyor alabilir miyim telefonunu diye.

Artık akşamları kendisine yemek yedirmeme kararı aldım. Ama ne kadar becerebileceğim görücez. Sabır diyorum başka da bir şey diyemiyorum.

4 Ağustos 2011 Perşembe

Yardım etmek bu kadar mı zor?

Bilindiği üzere bir iki gündür, klima taktırma macerası ile uğraşıyoruz. En son dün gelen usta ilk yapan arkadaşın yanlış taktığını, bütün o duvarları yıkma girişimlerinin de boşa olduğunu, klimanın da 2 santim yukarı alınması gerektiğini söyledi. Tabi benim beynimde teller tamamen yandı. Kaç gündür sinirlerimizin bozulduğuna mı yanayım, daha da önemlisi mahvolmuş duvarıma ve duvar kağıdıma mı yanayım. Bunun nasıl tekrar yapılacağı ve kim bilir hangi ustayla nasıl uğraşacağıma mı yanayım.

Ustaya dedim ki, kardeşim madem ilk arkadaş yanlış şeetmiş ödeyeceksiniz siz dedim o zaman bu masrafları. Müşteri hizmetlerini arayın dediler. Dün bosch müşteri hizmetlerini tekrardan arayarak durumu aktardım. “Biz size dönelim” cevap hep bu. Bakalım beklemedeyim.

Bu arada biraz yardımları olur belki düşüncesi ile site yönetimizi de aradım. Elinizde duvar kağıdı vs var mı ? 50 – 60 santimlik bir yer için duvar kağıdına ihtiyacımız var sonuçta. Çok da anormal bir istek değildi yani.

Ama anormalmiş. Öğrendim. Her yırtana kağıt mı verilirmiş??!! (bizde ailecek büyük bir zevkle evdeki duvar kağıtlarını yırtıp duruyorduk) Zaten de satmıyorlarmış vs. (sanki bütün salonu kaplayacak büyüklükte istedim de satışı yapılacak.) Yani insanlara yardım etmek işte bu kadar zor bu ülkede. “Bir bakalım ne kadarlık bir şey lazım ona göre konuşuruz dese olay çözülecek. Gelip görünce de anlayacak zaten çok fazla bir kağıda ihtiyacım yok. Ondan sonra yaparız yapamayız fikrini beyan edersin. Ama hayır baştan böyle sertçe kestirip atmak kolay. Ama bende bu konunun peşini bırakmam. Bu kaba davranışlar için gerekli herkese yazılarımı yazıp göndereceğim.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Klima 2

Dünden beri beklemedeyiz. Yeni takılan Bosch klimamız akıtmıştı takan arkadaşlar gittikten yarım saat sonra. Dün sabah tekrar gelip baktılar. Tamam içinde boru kıvrılmış ondan dediler düzelttiler. Ohh dedik bitti artık rahatız. Derken, 2 saat sonra yine başladı pıt pıt pıt. Koca kişisine olumsuzlukları yine işe yaradı. Diyorum ya daha klimayı almadan evvel sorun çıkacağından emindi. Zaten öyle oldu.

Bugün halaa bekliyoruz. Gelecekler bakacaklar tekrar. Bizim ülkemizde ne alacaksanız önce tanıdığınız var mı diye bakın. Yani bildiğiniz, tanıdığınız bir servisi olsun ki böyle adamların peşinde yalvar yakar nooolur gelinde bakın diye koşmayın.

2 Ağustos 2011 Salı

Klima !!##!!

Sevgili ülkemi seviyor olsam da bazı zamanlarda (özellikle başkalarına iş yaptırmak durumunda olduğumuz zamanlarda), insanlar beni delirtme noktasına getiriyor.

Olay ne derseniz anlatayım. Malum havalar çok sıcak. Biz iş yerlerinde püfür püfür klima ile oturup sıcağın farkına bile varamazken, Buse ve Ayşe Teyze evde kavrulmakla meşguller. Bizde dedik ki hadi bir klima alalımda onlarda evde rahat etsinler. Dünde ustalar takmaya gelecek. Tabi pesimist Burkay daha adamlar gelmeden, dünden başladı, bu hafta gelirlerse iyi vırt zırt türünden olumsuzlamalara. En sevdiği şey. Bir iş daha başlamadan kötü yöne doğru sokuyor. Ama onun dediği gibi olmadı adamlar saat 14:00 gibi aradılar geliyoruz diye. Oh dedim aman geliyorlar. Taksınlar bitsin. Bu arada evi hiç aramadım meşgullerdir diye. Birşey olursa haber ederler herhalde.

Aman allahım eve bir gittim ki, savaş alanı. Adamların doğru dürüst çalışmaması mı, bizim site yönetiminden kimsenin ilgilenmemesi mi diyim, baştan sona hepsi. Koca şahsı site yönetimine sinirlenmiş, (sinirlenmiş ne kelime delirmiş, gitmiş ofislerini neredeyse dağıtıyormuş) onlar da bu sinirlendikçe ilgilenmemişler, iş bir sarmala girmiş. Evdeki klimacı ustalar sanki her evin bir teknik servisi olmak zorundaymış gibi illaki sitenin bilmemnesini istemişler. Ya sen taksana klimanı, adam ilgilenmek zorunda mı? Neyse takmaya başlamışlar, ama salonun her köşesinden taş toprak topladım desem yalan olmaz. Neyse bunları atlattık. Tamam dedik oldu bitti her yeri temizledik vs. Temizlerkende klimayı açtım püfür püfür oldu. Ooh demin ne güzel serin serin. Bir anda bir ses pıt pıt pıt. Aaaaaaa işte o an bende delirme noktasına geldim. Klima akıtıyor. Adamlar da gitti. Aradık tekrar sabah gelecek. Umarım çabucak hallolur. (Koca efendinin deyişine göre içerdeki eğim iyi değilse su ondan da gitmiyor olabilirmiş, bir yerde birikip damlıyor olabilirmiş. İş uzun olabilirmiş vs. birde ona sinirlendim. Bir kerede basit bişeydir halledilir de be adam.)

Velhasıl, sevgili ülkemin bütün ustaları böyle olmak zorunda mı, ya söyledikleri saatte gelmezler, ya yaptıkları işi böyle yamuk yumuk illa iki kerede yaparlar. Kimseye muhtaç olmamak lazım hem klimacı, hem kombici, hem muslukçu, hem elektrikçi, hem vs olmak lazım bizim ülkemizde.

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Buse ve Yemek

Buse ile yemek maceralarını uzun zamandır anlatamıyordum. Çünkü görünürde çok da bir şey yoktu. Biraz tepkili biraz tepkisiz yemeklerini yiyor. Televizyonu çıkardık sayılır yemek esnasında.


Ama problem şu ki, yemek yemeğe ayıracak vakti yok. Yani yapması gereken onca iş varken birde yemek yemeği araya sıkıştırmak onun için çok zor. Dün mesela bunu iyice anladım. Karnının aç olduğunu biliyorum, çünkü bana sürekli soruyordu, anne yemek hazırladın mı vs diye.

Ancak tamda yemekten önce bilgisayarda oyun oynamak istedi. Bende sürekli her şeye hayır diyen anne olmamak için, zaten yemek de henüz pişmemişken, tamam demiştim.

Birlikte oynadık bir süre. Sonra ben sofrayı hazırladım ve bunları yemeğe çağırdım. Buseden klasik cevap ben tokum. ‘!!!!##!!

Annecim açsın biliyorum dedim. Yemeğini yedikten sonra oyununa devam edebilirsin. Ama onun gözü halaa oyunda bu arada. Şimdi böyle bir işi varken hele ki yemek yemek hiç iç açıcı değil tabi kendisi için. Zar zor sofraya getirdim kendisini ama bir yandan korkuyorum, çünkü böyle bir enstantaneden sonra genellikle yaşanan Busenin kusması. Korkumdan minik minik verdim yemeklerini. Zaten biraz tokluk hissetti mi tamam “ben doydum gerisini yemiiicem anne” diyor ve bende artık ısrar etemiyorum. (bunu da duymaktan sıkıldım) tamam kalk diyorum. Ama yine gün boyu yediklerini sayarsak fazlada birşey etmiyor.

Alıştım artık.