yemekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2012 Çarşamba

Sebzeli Kıymalı Köfte


Buse kızım sebzeleri her şekilde reddettiği için, bende köftenin içine karıştırıyorum artık. Arada bir anne köftesi diye yediklerini kışlık sebzelerle yapıyorum. Farkına varmadan yiyor.
Tarifi şöyle;

-         1-2 adet pırasa (ben daha çok beyaz taraflarını kullanıyorum, pırasa koyduğum için soğan kullanmadım)
-         1 Patates
-         Yarım kilo kadar kıyma
-         Ekmek içi
-         1 yumurta
-         Tuz, kimyon
-         İstenirse maydanoz (bizim cins otlarını istemiyorum dediği için ben Buse’ninkilere koymuyorum)

Pırasaları ince ince doğruyoruz, patatesi rendeliyoruz, kıymayı ilave edip ekmek içini katıyoruz. (ben genelde galeta unu kullanıyorum) Yumurtasını ve baharatlarını da ekledikten sonra iyice yoğurup, küçük küçük parçalar kopararak köfte şeklini veriyoruz. Kızartıp afiyetle yiyorlar. Genelde yarım kilo kadar kıymadan yapıp, buzluğa atıyorum 4’erli paketler halinde. köfte yedireceğim zaman çıkarıp kızartıyorum, değişik bir alternatif oluyor. İçine başka sebzelerde denebilir, havuç vs gibi. Ben bir dahaki partide ekleyeceğim.

Afiyet olsun

3 Ocak 2012 Salı

Şehriyeli Bulgurlu Tavuklu Pilav


Şehriye pilavını biz çok seviyoruz. Bu sefer daha farklı bir tarif öğrendim ve hemen yaptım. Özellikle Buse severek yedi. Tavuklarını da beraber yiyorum diyordu.

-          2 bardak arpa şehriye
-          1 bardak pilavlık bulgur (bardak diyorum sadece ölçü olsun diye yani ölçü 2 ye 1 olacak bardağın ölçüleri artık size kalmış, çok üreyen bir pilav onu da hatırlatayım.)
-          1 tavuk göğsü
-          Tereyağı
-          Tuz
-          Kimyon

Tavuk göğsünü haşlıyoruz.  Tereyağında şehriyeleri kızara kadar kavuruyoruz. Bulguru üzerine ilave edip biraz daha çeviriyoruz. 1e 2 oranında haşladığımız tavuğun suyundan koyuyoruz. Tuzunu ve baharatını ilave edip en son haşlayıp didiklediğimiz tavukları ekliyoruz. Altını kısıp kapağını kapatıyoruz. Pişince de normal pilavdaki gibi üzerini örtüp demlendiriyoruz. Yanında yoğurtla çok güzel oluyor.

Afiyet olsun

7 Aralık 2011 Çarşamba

sufle gibi bişey


Bugün bir tatlı tarifi vereceğim. Bu aralar sürekli bir tatlı tüketimi içerisinde olduğumdan mıdır nedir??  Aman dikkat, fazla kaçırmamak lazım. Bu tarifi ilk şu yemekteyiz diye bir program vardı orda görmüştüm. Aa nasıl ki falan derken buldum ve denedim. Gayet başarılı, çat kapı gelenlere de hemencecik yapılıveriyor ve beğeniliyor.
Tarif şöyle;
125 gr şeker
125 gr tereyağı
125 gr bitter çikolata
3 yumurta
75 gr un
yarım paket kabartma tozu

Şeker ile yumurtalar çırpılır. Tereyağı eritilir ocağın altı kapatılınca, çikolata eklenir ve ikisi iyice karıştırılıp, şeker ve yumurtalı karışıma eklenir ve çırpılır. Sonra un ve kabarma tozu da eklenir. Çırpıldıktan sonra kare bir borcam’a hazırlanan hamur dökülür. Mikrodalga fırında 4 dakika pişirilir. (nomal fırındada 10-12 dakika)

Afiyet Olsun  

15 Kasım 2011 Salı

Bugünkü Menümüz


Hayatımızı sürekli bu küçük bücürlere göre ayarlamak doğru mu acaba diye düşünmeden edemiyorum bazen. Gerçi biz her türlü şeyi ona göre ayarlamıyoruz elbette ama şu yemek meselesi bizde hep sorun olduğundan onu ayarlamak gerekiyor zaman zaman.

Busenin hep iştahsız bir bebek, çocuk olduğunu milyon kere yazmışımdır herhalde. Artık sorun çoğu zaman psikolojik savaşa dönüşüyordu. Kusmalar vs. Sonradan kendimi eğitmeğe karar verdim ve bu konuda başarılı oldum denilebilir. Ha Buse daha mı çok yiyor, hayır. Ama ben stres olmuyorum. Zaten her yerde ve tüm kitaplarda söylenen de buydu. “Siz çatlasanız da orta yerinizden o kendi istediği kadarı yiyecek ve bu savaşı hep o kazanacak”  “Zaten sonucu belli bir mücadele için birbirini kırmaya değmez” bende saldım gitti. Yazdan beri daha rahatım yerse yiyor, istemezse zorlama yok. Teklif var ısrar yok.

Şimdi birde okul başladığı için artık bu yemek olayı tamamen elimden çıkmış gibi geliyor. Yani sabah kahvaltısını vs düşünürken sürekli şimdi sadece akşam yemeğiyle yetinmek zorundayım. Yani kontrol benden çıktı.

Okul başladığından beri ne değişti derseniz, artık acıktığını biliyor. Yani en azından acıktım diyebiliyor. Sonuncunda acıksa da iki damla yiyor o ayrı ama olsun. Hal böyle olunca tüm gün ne yediğini tam olarak bilemediğimden yeni yemek programımızı Busenin okul yemek programına göre yapıyorum. Daha protein yönünden kuvvetli şeyler hazırlamaya çalışıyorum vs. süt içmesini sağlıyorum . Bilmiyorum ne kadar doğru ama şimdilik böyle. Bugünkü menümüzde mercimekli bulgur pilavı ve tavuk şnitzel var.   

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Ne garip insanlarız...

Sıcak olunca off çok sıcak, yaz gelmeyince aaa yaz gelmiiicek mi?? Diye sürekli mi şikayet edilir yaw. Sürekli şikayet etmekte üstümüze yok gibi. Ama ben yine de yağmuru seviyorum. Hiç de şikayet etmedim günlerce yağmur yağarken. Şimdi de bu sıcakların ortasında ne kadar güzel olur şakır şakır yağsa, hepimizi ferahlatsa.

Bugünlerde yemek yaparken zorlanıyorum biraz nedense. Yada ne yapacağımı bulamıyorum beklide ondan. Sıcaklardan, rejim yapıyorum ondan vs vs. O yüzden bugün kolayca mantı yapmaya karar verdim. Buzlukta her zaman mantım bulunuyor. Afyondan gelen var bu sefer hatta. Bir ara bu konuyu da irdelemek lazım. Neler konulabilir buzluğa, hani istediğin zamanda pıt diye elinin altında oluverecek şeylerden. Mesela sigara böreği sarıp koymak lazım bence. Çocuklara sabah kahvaltısı için iyi bir alternatif oluyor. Bizim kız pek seviyor. Geçen gün Deli Anne’nin bloğunda yayınlandığı pofidik pankekleri yapmıştım ama hepsini bitiremedik Buse fazla yemediğinden bende rejim ayağından. Onları da bir güzel koydum buzluğa, şimdi her sabah Buse’ye bir tane çıkarıyorum. Çok seviyor sabahları krep yemeyi. Çok pratik oldu. Her sabah krep yapmaktansa topluca yapıp koymak da gayet iyi bir fikirmiş. Bundan başka hemen hazır neler konulabilir başka fikri olan var mı?

1 Temmuz 2011 Cuma

Günün Menüsü


Yemek tariflerine ara vermiştim bugünde bir tane yazacağım. Gerçi hepimiz biliriz de hani akşama alternatif olsun ne pişirsem diye düşünmeyelim.

6 Haziran 2011 Pazartesi

Bakla aşkım :)

Şimdi kızıma kızıyorum da bende bebekliğimde ve çocukluğumda hiç bişey yemeyengilerden olup annemi çıldırtmışım. (Bunu tabi Buse’den sonra anlayabildim.) Hatta sebzeleri o kadar uzun süre yemedimki bazılarının tadlarını liseye geldiğimde daha öğrenmiştim.. Bamyayı yediğimde 20 yaşımı geçmiştim. :) Bakla ise bugüne kadar hiç ağzıma süremediklerimdendi.

3 Mayıs 2011 Salı

Mayıs geldi...

Tam oh artık mayıs geldi dicektik ki, yarın yine yağmur gelecekmiş, Cumartesi günüde hava tekrar soğuyacakmış. Herhalde artık sondur. Baharın tadını çıkaramadan yaza girecez galiba.

Bizim küçük canavar ile Ankara’ya gittik geçen Perşembe günü. Tabi Ankara’da etrafı kalbalık olunca, anneanne, dede, babaanne dayılar amcalar,  dönüş yolu boyunca Ankara gideliiim, eve gitmeyeliim diyerek söylendi. Sonrasında da beklenen gelişme Pazartesi sabah anne gitmeee diye başlayan, sonrada okula gitmiiicem diye Ayşe teyzesini sıkıntıya sokan ağlama. (ama ne ağlama telefonda konuşmaya çalışıyorum banamısın demiyor). Sonra okula gidince sesi kesilmiş, bereket. Normale döndü hayat. Akşam servisden inince beni karşılıyor artık kuzum benim J.

Dün kıymalı makarna yapayım dedim.Busede güzelce bir yesin. Bugün de kalanını yiyelim.

Kıymalı Makarna

-          300 gr kıyma

-          4,5 diş satımsak

-          Soğan

-          Tuz ,karabiber, kimyon

-          Domates püresi

-          Zeytinyağı

-          İstenilen çeşit makarna (Ben bunu yaparken genelde Barilla’nın Deniz kabuğu’nu kullanıyorum)

Makarnaları haşlanması için suya koyuyorum.  Diğer bir tencerede önce 2-3 diş sarımsağı yağın içine atıyorum, biraz kokusunu yağa verdikten sonra kıymayı kavuruyorum. Kıyma kavurlmaya yakın piyazlık doğradığım soğanları üzerine ekliyorum. Malzemeleri biraz çevirip baharatlarını ekliyorum. Kimyonu bol koyuyorum. Sonra da domates püresini. Malzemeler iyice birbirine geçince altını kapatıyorum. Makarnalar haşlandıktan sonra biraz makarnanın suyundan da sosa ekleyerek iyice karıştıryorum. (Makarnayı hiç soğuk suya tutmadan direk atıyorum sosun içine)

Üzeri için biz sarımsaklı yoğurt ve ince kıyılmış maydanoz kullanıyoruz.

Afiyet olsun

21 Nisan 2011 Perşembe

Pizza Keyfi

Akşam tam yemek yapmak için buzluktan tavukları çıkarmıştım ki Seda aradı, ama Sude konuşmak istiyomuş benimle, ben buseyi özledim bize gelirmisiniz diyor J. Kuzum dedim yerim seni bide geçen sefer kitabım kalmış onuda getirir misiniz? Sonra iyi günler dedi annesine verdi. Bu çocuklar tam yemelikler.

Sedada da yemek yokmuş, ee pizza keyfi yapalım o zaman dedik. Hoop geri kaldırdım hemen tavukları kısmet bugüneymiş.

Bu akşam tavuk, salata ve birde yoğurt çorbası yapmayı planladım.

2 parça göğüs eti lazım. Göğüs biraz kuru olduğundan mümkün mertebe biraz çeşnilendirmeye çalışıyorum ki Buse yesin.

 Galeta Unlu Tavuk

 2 adet tavuk göğsü,

Galeta unu,

Sarımsak tozu,

Toz kırmızı biber,

Tuz,

Çıtır pane harcı.

Sıvı yağ

Tavukları kuşbaşı doğruyoruz. Üzerine galeta unu baharatlar ve çıtır pane harcından koyuyoruz ve iyice harmanlıyoruz. (çıtır pane harcı çok da şart değil de, evde varsa kullanıyorum). Tavayya sıvıyağı alıyoruz.Ben çok yağ koymuyorum az biraz yağın içinde tavukları kavuruyorum. Çok fazla kavurmayada gerek yok sulu kalması için yoksa göğüs eti çok kuruyor.

Bugün tavukların önünden bir de Yoğurt çorbası yapayım istiyorum. Salata olarak da fethiyeden gelen domateler ve biberler ile çoban salata yapacağım.

Afiyet olsun.

5 Nisan 2011 Salı

Karışık İşler

Bu haftalarda işler karışık, ben karışığım ondanmıdır nedendir bir türlü yazamıyorum. Zaten Buse’ye yiycek bişeyler bulduğun sürece bu ara bizim yediklerimizi pek sallamadım desem yalan olmaz.

Haftasonu, dedimki evde bi dondurma yapayım, deniyeyim ama pek taliplisi olmadı. Bana kalırsa gayet güzel olmuştu. Onun tarifini yazacağım şimdi. Çok basit bir denemekde fayda var bence.

Çok basit bir dondurma yoğurlu. Hem besleyici olsun hemde bizimkiler sever diye yaptım ancak tadını biraz daha arttıracağım bir sonrakinde. Daha ekşimik olduğu için bizimkiler çok hoşlanmadı.

- Yarım kilo süzme yoğurt

- Pekmez (Ben tam da burda hata yaptım herhalde, miktar ayarlaması yapamadığım için yoğurdun ekşiliğini tam olarak gideremedim. Aslında balla da denenebilir. Bidahakine öyle yapmayı düşünüyorum. Şeker koyulabilir tabikide. Diğer şekillerde de denedikten sorna buraya yine aktarırım.) 

- Buseciğim herşeyin çikolatalısını sevdiğinden dolayı, ben içine birazda çikolata eritip koydum.

- Etinin kakaolu bisküvisi 1 paket

 Yoğurt, pekmez, erimiş ama çok sıcak olmayan çikolata ve un ufak ettiğimiz  bizküvileri bir kaba alıp bir süre mikser ile çırpıyoruz. Tamamaen pürüzsüz bir kıvama geliyor. Buzluğa koyup 5-6 saat bekletiyoruz. Bu kadar. Ama dediğim gibi ben beğendim evdekiler ekşi bu diyip beğenmediler. Şeker miktarına dikkat etmek lazım.

28 Mart 2011 Pazartesi

İyi haftalar

Bugün biraz zor kalktık zor hazırlandık, saatlerin alınmasından herhalde.  Buse en kolay alışanımız herhalde. Sabah bir baktım uyanmış anneee çişiiim vaar diyor. :)

Bugün ekmek yapmam lazım öncelikle evde ekmeğimiz kalmadı. Akşama yemek olarak  erişteli yeşil mercimek yapmayı planladım. İnşallah buzlukda mercimeğim vardır. Yanınada biraz salata yapacağım yeşillili.

Ekmeğimin tarifini vereyim bugün;

Sütlü ekmek

375 ml süt

1 yemek kaşığı sıvı yağ,

2 çay kaşığı tuz,

1 yemek kaşığı şeker,

600 gr un

1,5 çay kaşığı maya

Ekmek makinasında önce sıvıları koyuyoruz, sonra unu eleyip koyuyoruz. Üzerine mayayıda yerleştirip makinayı çalıştırıyoruz. 3 saat sonra hazır. Benim bu ekmeklerde çözemediğim mesele maya kokusu. Maya kokusunu giderebilen varsa bana haber versin.

Afiyet olsun.

22 Mart 2011 Salı

Geçen hafta yoğun bitti, bu hafta yoğun başladı....

Geçen hafta tüm günler Busecik ve ateşiyle uğraşınca, geri kalan günlerde yoğun geçti işler. Şükür Buse iyileşti. Tabi her hastalıktan sonra huy değiştirdiği için çocuklar, arkadaşın asabiyetiyle uğraştık tüm haftasonu. Hiç abartmıyorum, tüm Pazar gününü ağzında meme elinde morgözüyle geçirdi. Kızım artıık ağzın yara olcak çıkar şunu dediğimde bi yarım saatliğine çıkardı. Nasıl kurtulacaz bu emzikden bilmiyorum ?!

Tabi hastalıkdan sorna zaten az yiyen çocuğum , hiç bişey yememeye başladı. Ben anlamıyorum, bıraksam tüm gün aç geziyor ve bir kere bile karnım acıktı demiyor.  Hasta olmasa bırakacağım ama, hasta diye bende ısrar ediyorum bu seferde kavga kıyamet kopuyor. Off offf, Busecik hiç bi konuda zor bir çocuk değil ama bu yemek meselesi beni mahvetti.

Neyse etli sütlü beslemeye çalışıyorum güçlensin biraz diye hastalık sonrası, o yüzden bugün Magginin  paprika çeşnili karışımı ile fırında tavuk yapmaya karar verdim. Hem yapması kolay, hemde yemesi lezettli. Yanına, evde havuç ve turp olduğundan, havuç turp rendesi salata olarak yapacağım. Hemde yarın öğlen Buse’nin yemeğinide çıkarmış olacağım. 

Afiyet olsun.

11 Mart 2011 Cuma

Yine hastalık

Dün gece hiç durmayan bir öksürük ve sonrasında da sabah karşı 38,5 civarı ateş. Bu hastalıklardan kurtulamadık. Kreşe başladık bu sene, sadece haftanın 3 günü oyun grubuna gidioruz ve bütün bir yılı hasta geçiriyoruz. Kreşe başladıktan sonra 2 kış böyle geçecek deniyor. Umarın ilkini atlatmışızdır. Şu ateş korkutuyor insanı ama onunla ilgi de okuduğum çok şey var ve o yüzden çok yükselmedikçe yada Buse rahatsız olmadıkça ateş düşürücü vermiyorum. Kadir Tuğcu Hocanın bir yazısı var ateş ile ilgli tavsiye ederim.

http://www.anneoluncaanladim.com/yazarlar/21/kadir-tugcu/279/ates-ve-tedavisi

Neyseki keyfi yerindeydi sabah. Bakalım bugünü nasıl geçireceğiz. Tüm gün takipdeyiz. Umarım daha fazla ağırlaşıp bizi hastanelere taşıtmaz. Hastalık tamamda, benim asıl sinirlerimi bozan iştahınında hastalıkla birlikte tamamen (zaten bizimkinde yok) gitmesi. İki lokmayı zor yiyor çocuğum.  Off oofff anne olmak zormuş.

Yemek konusuna gelince bugün muhtemelen bizim kocaların bekar gecesi olacak. O yüzden ben kendime tost vs geçiştirebilirim. Buse’yede sebze çorbası yapacağım. Bir ara onunda tarifini vereyim. Ama dün akşam çorbanın yanına menemen yaptım onu anlatayım (gerçi herkes bilir bunu). Ben çok severim menemeni hemde besleyici olduğunu duydum. Sebze ve proteinin bir arada olduğu yemeklerden. Gerçi Buse’cik daha ağzına sürmedi.

-          3 orta boy domates

-          3 - 4  adet Biber

-          1 ortaboy soğan

-          Tuz, karabiber, kırmızı toz biber, kimyon, sarımsak tozu, nane (ben evde bulduğum baharatı koyuyorum)

-          3 yumurta

 Önce soğanları yağda pembeleştriyoruz, tabi biberleride beraberinde hafif öldürüyoruz. (eğer evde kırmızı biberinizde varsa o da ayrı bir lezzet katıyor). Domatesleri kabuklarını soyup küp küp doğrayıp üzerine ilave ediyoruz. Biraz altını kısıp bu aşamada 6-7 dakkika pişiriyoruz. Baharatlarınıda ekliyoruz. Diğer yandan yumurtaları ayrı bir yerde çırpıyoruz. Domatesler hafiften ölür gibi olduğunda yumurtayı ekliyip karıştırıyoruz. Biraz tencerenin üzerini kapatıp 5 dakika sonra ateşi kapatıyorum. Burda yumurtayı nasıl sevdiğinize bağlı. Biz biraz sulu seviyoruz.

 Afiyet olsun..

10 Mart 2011 Perşembe

Sabah yine beyazla uyandık...

Her ne kadar Ankara kadar olamasakda, kızım karı görüdya bunada şükür. Bugün işe gidesimde hiç yok ama gitmek lazım tabi. :(

Yapılacak ne çok iş var evde de. Biraz sebze felan almak lazım, sebze yemeği yapmaz oldum kaç zamandır. Buse hanım yemediği için sebze yemeklerini biz de yemez olduk. Kendisine sebze çorbası adı altında veriyoruz sebzesini ama biz yemiyoruz.

Aslında peynir, mantı sebze baklagil gibi ihtiyaçlarımı Pınar Hanım'dan almaya başladığımdan beri elim gitmiyor markettekilere ama ondanda her zaman alamıyoruz tabi. Bu hafta bir grup sipariş vereceğim peynirim ve mantım bitmişti. Yanında sebzelerden de istesem iyi olacak.

 Bugün ne yemek yapsak karar veremedim yine.

Yoğurt çorbası yapmıştım, kuzucuğum pilav çorbası diye severek içiyodu. Yanına ne yapacaz bilemedim. Düşünmek lazım biraz daha.

Yoğurt çorbasının şöyle yapıyorum ben;

-          1 çay bardağı kadar pirinç,

-          6 su bardak su (tavuk suyu yada et suyu olunca daha lezetli oluyor)

-          1 yumurta

-          1 kase yoğurt

-          1 yemek kaşığı un

-          Tereyağı

-          Tuz, kırmızı biber, nane

 Önce princi suyun içinde 10-15 dakika kadar haşlıyoruz. Çok fazla haşlayıp prinçleri iyice lapa yapmadan 1 yumurta, yoğurt ve 1 yemek kaşığı unu, birazda pricin suyundan alarak ayrı bir kapta iyice karıştırıyoruz ve bunu kaynayan prinçlere yavaş yavaş ilave ediyoruz ve hiç durmadan karıştırıyoruz. Karıştırmayı unutunca kesiliyor. Kaynayana kadar karıştırarak pişiriyoruz.

Kaynadıktan sonrada 5 dakka daha bekliyoruz. Bu arada kaynayınca başka bir tavada tereyağını eritip nane ve kırmızı biberi ekledikten sonra çorbamıza ilave edip çoranın altını kapatıyoruz. Tuzunu da altını kapattıkdan sonra ilave ediyoruz.

Afiyet olsun ....

9 Mart 2011 Çarşamba

Ohh bugün birazcık kar gördük

Sabah annemlerle konuştum Ankara tamamen kar altında. Bizde sabah biraz olsun kar hasretimizi giderebildik çimlerin üzerleri beyazlamışdı.

Aslında paylaşmak istediğim bir şey, bu kar yağışlarında okulların tatil edilmesi ile ilgili. Şimdi tamam çocuklar yollarda sefil olmasın da, bırakacak kimsesi olmayan anne babalar hiç düşünülmüyor. Şimdi Buse evde bakıcısıyla rahatız da, seneye okula başladığında, okullar tatil edildiği zaman biz napacaz diye kara kara düşüyorum. Hani zaten annesi kayınvalidesi yakınlarda olmayanlar için bu herzaman için bir mesele, şubat tatilleri, diğer bayram tatilleri vs. Ama birde bunlara kar tatilleri eklenince düşünmeden duramıyorum napacağız diye. Yani çocuklar sefil olmasın diye tatil ediliyor ama bu seferde annesinin yanında işe giderek dahada sefil olacaklar. Yöneticinizin insafına kalıyosunuz yada, izin alabilirseniz ne ala. Offf ne zor şeyler bunlar. Daha şimdi düşünmesi zor, yaşayınca daha nelerle karşılaşacağız bakalım.

Bu akşama ne var bizde....

Biz risottoyu çok severiz. Ama yapması biraz zahmetli, sürekli karıştımak felan gerekiyor. Ama geçenlerde Yemekname dergilerinden Ekim 2010 sayısında bir tarife rastladım Düdüklüde Risotto ve denedim.

Her nekadar asıl yapımındaki gibi olmasada oldukça başarılı buldum diyebilirim. Akşama bunu yapacağım. Dünden kalma pizza var dolapda gerçi ama onuda sabah yeriz artık.

 Tarif şöyle;

1 adet orta boy soğan

400 gram arborio pirinci

800 ml tavuk suyu

1 su bardağı beyaz şarap ya da tavuk suyu

1/2 çay bardağı zeytinyağı

100 gram parmesan peyniri

1 yemek kaşığı tereyağı

Ben mantarlı sevdiğim için 1 yarın kilo mantarda iilave ettim.

● Soğanı küçük küçük yemek­lik doğrayın

● Tencereye zey­tinyağı ile birlikte alın ve orta ateşte çok pembeleşmeyecek şekilde kavurun

● Kavurdu­ğunuz soğanın üzerine pirinci ekleyerek biraz daha soteleyin

● Tavuk suyu­nu ekleyerek pirinci karıştırın

● Düdüklü tencerenin kapa­ğını kapatın 2 dakika yüksek ateşte pişirdikten sonra ocağın altını kısın ve pirinci 7-8 daki­ka daha pişirin

● Bu arada, başka bir tencerede küçük küçük doğradımız mantarları az yağda soteleyerek (soğanları sotelerken ½ çay bardağı zeytin yağının hepsinin koymuyorum bir kısmını mantarlarda kullanıyorum) suyu çekene kadar pişirelim

● Üzerine isterseniz biraz maydanoz kıyıp bir kenarda bekletelim  

● Ocaktan al­dığınız risottonun içine tereya­ğını ve aynı zamandfa mantarları ekleyerek hızlıca karıştırın

● Sonra rendelenmiş parme­san peynirini ekleyin ve tekrar karıştırın

● Karıştırma işlemi bitince servis tabağına alın

Afiyet olsun....

7 Mart 2011 Pazartesi

Haftaya başladık....

Sabah 7:30 itibari ile bu haftaya da başlamış bulunuyoruz. Hayırlı olsun... İki gün dinlenmeden sonra pazartesileri insan hiç gelmek istemesede işte geldik burdayız....

Neyse bu akşam için dünden düşünmeye başlamıştım, ne yapacağımı kafamda hazır edeyimki akşam gidince yapması kolay olsun. Köfte yapıcam yanınada salata yeşillikli cevizli bir salata yapabilirim. Buse’de köftesini güzelce yer.

Benim tarifim şöyle....

-          500 gr kıyma (Ben Buse’de yediği için hep en yağsız etten çektriyorum kıymayı)

-          1 orta boy soğan

-          2 diş sarımsak

-          1 yumurta

-          Ekmek içi (yoksa galeta unu da koyulabilir)

-          Tuz , karabiber

-          Kimyon,

-          Maydanoz

Sarımsakları ve soğanları robotta kıyıyoruz iyice. İçinde tane tane kalmasından pek hoşlanmadıkları için, iyice kıydırıyorum. Sonra bütün malzemeleri karştırıyoruz. Bukadar. J

Ben yağsız tavada kızartıyorum genelde ama azcık zeytin yağıyla yağlayarak tavayı. Domates ve biberde kızartıyorum yanında garnitür gibi.

Salataya gelince; göbek marulum var evde, biraz da ıspanak ve havuç buları karıştırıp limon zeytin yağı , biraz da üzerine ceviz. Salatamızda hazır.   Afiyet olsun...

2 Haziran 2010 Çarşamba

Makarna günü

>Bu havalar da ne enteresan, dün nerdeyse 40 dereceydi, şimdi hale bak.
Bugün makarna yapayım diyorum ama bir türlü karar veremedim nasıl bir sos yapacağım. Tabi makarnayı ben yemeyeceğim, yanına yapacağım salatayı yerim ben artık. Busecik de çok seviyor, şükür sevdiği bir şey de var yani.

Düşündüm, düşündüm en sonunda peynirli-kremalı makarna yapmaya karar verdim.

Peynirli Makarna,

350/500 gr. Makarna (evde hangisi varsa ben onu kullanıyorum)
1 su bardağı krema
1 su bardağı rendelenmiş chedar peyniri,
Tuz, karabiber
Toz kırmızı biber, kuru fesleğen
1 tatlı kaşığı sarımsak tozu
Üzeri için parmesan peyniri

Sıcak suda makarna haşlanırken, kremayı orta ateşte bir kabın içine alıyoruz. Hafif kaynamaya başladığında, içine diğer malzemeleri ekliyoruz, peynirin erimesini bekliyoruz, baharatları karıştırıyoruz. Haşlanan makarnayı da sosumuza ilave edip karıştırdıktan sonra, bir fırın kabına koyup, üzerine parmesan rendeledikten sonra üzeri kızara kadar fırında tutup, çıkarıp afiyetle yiyoruz.

27 Mayıs 2010 Perşembe

>Ben bugün şanslı gibiyim....:)

>Neden diyeceksiniz? Çünkü dün akşamdan hazırladım yemeği desem. Bunun neresi şans da denebilir? Neyse yani bugün telaşla eve gidip aman şuna yetiş aman buna yetiş yok benim için. Ne yaptığıma gelince, gayet basit, barbunya. Hem çok severiz hem de çok kolay yapması. Yaz da geldi ki artık hem sıcak hem soğuk bol bol yenir.
Tek bu mu derseniz benden bu kadar bugün. Yanında domates biber salatalık, yada yoğurt olabilir.

Zeytinyağlı Barbunya

- 1 kilo taze barbunya,
- 1 orta boy soğan,
- 1 havuç,
- 3 domates (bol domatesli seviyorum ben)
- Zeytinyağı
- Tuz, kırmızı biber, karabiber
- Limon

Önce yağda yemeklik doğradığımız soğanları hafif kavuruyoruz, hemen küp küp havuçları ilave ediyoruz, ikisi biraz kavrulana kadar çeviriyoruz, sonra ayıkladığımız barbunyaları ilave ediyoruz, onları da biraz çevirdikten sonra, küp doğradığımız domatesleri, tuz , kırmızı biber ve karabiber ekleyip üzerine de az biraz, domatesin suyuna göre, suyunu ilave edip altını kısıp 20-25 dakika pişmesini bekliyoruz. Ben düdüklü tencerede de yapıyorum barbunyayı o zaman 15 dakika da falan pişiyor.

25 Mayıs 2010 Salı

Ne eklesem yanına.....

>Hadi bakalım pazartesinin yemeğini çıkardık derken Salı geldi, erişteli mercimek de yarılandı. Şimdi yanına bir şeyler yapmak lazım ama ne? Şimdi onu düşünüyordum ama aklıma da bir şey gelmiyor.
Diyorum ki bugün en iyisi, işten eve gidince pratik bir tavuk sote yapayım. Zaten Buse hanımın park keyfi akşam yedi buçuklara kadar sürdüğü için zaten vakit de kalmıyor, öyle uzun uzadıya bir şeyler hazırlamaya. Akşamdan hazırlamadıysak bu saatlerde daha detaylı bir yemek zor.

Tavukları pişirirken de bir çoban salata gayet güzel olur bugün için. Ona da Burkay bey yardım etsin artık. :)

Tavuk Sote

2 adet kemiksiz göğüs eti kuş başı doğranmış,
1 adet soğan,
2 diş sarımsak,
1 adet havuç,
1 adet kırmızı biber,
2 dal taze soğan,
Maydanoz,
1 yemek kaşığı soya sosu,
1 çay bardağı krema,
1 çay kaşığı köri,
1 tatlı kaşığı toz kırmızı biber,
Tuz, karabiber,
Zeytinyağı

Göğüs etlerini küçük kuşbaşı şeklinde doğrayalım tavaya alıp, zeytinyağında orta ateşte etler suyunu bırakıp çekinceye kadar kavuralım. Üzerine soğan, sarımsakları ve küp küp doğranmış havuçları ekleyelim. Ben çok ince ince doğramıyorum soğanları, daha irice seviyorum. Hepini şöyle bir çevirip kavuralım. Bu arada kırmızı biberleri de jülyen doğrayıp ekleyelim. Hafif kavrulduktan sonra soya sosunu, kremayı da ekleyip orta ateş de kavurmaya devam edelim. Bu arada baharatlarını da ekleyelim. Ben bu aşamada ağer çok susuz gözüküyorsa azcık da su ilave ediyorum yoksa ateşi iyice kısıp 10-15 dakika kapağını da örtüp pişiriyoruz. Birde tuzunu atarken koyduğumuz soya sosuna göre ayarlayalım. Artık sodyumu azaltılmış olanları da marketlerde satılıyor ama yine de tuzlu oluyor. O yüzden tuza dikkat diyorum.
Afiyet olsun....

24 Mayıs 2010 Pazartesi

>Ne zor geçen bir gün Pazartesi...

>

Evet ben Pazartesileri geçirmek konusunda gayet başarısızım. Bir türlü geçmek bilmiyor. Zaten bugün bittiğinde haftayı geçiririm herhalde diyorum. Neyse tabi zor geçen bir günde akşam ne yiyeceğimizi düşünmek de ayrı bir dert. Hafta sonunda bir şeyler hazırlamadıysam off yani.

Aslında bugün için en güzel öneri Pazar gününden artırılmış yemeklerin ısıtılıp yenilmesidir bence J. Ama benim evde yemek yok .( Bereket Buse’ciğin yemeğini dünden hazırlamıştım)

Neyse işte... aklıma erişteli yeşil mercimek geldi yapılacak. Buzlukta haşlanmış yeşil mercimek vardı zaten. Birde yanına salata yaparsam bu günü kotarırız herhalde.

Erişteli Yeşil Mercimek

1 su bardağı yeşil mercimek

1/2 su bardağı erişte

Zeytinyağı

1 adet kuru soğan

1 diş sarımsak

1 çay kaşığı kimyon

1 tatlı kaşığı toz kırmızı biber

1 yemek kaşığı kuru nane (ben bol naneli seviyorum)


Önce yeşil mercimekleri üzerini biraz geçen suda haşlayın. Ben daha önceden haşlayıp buzlukta bulundurduğum için oradan indirip kullandım ama, aslında hemen haşlayıp da, o suyla yemeği yapınca daha da güzel oluyor.

Soğanları ince ince doğrayıp yağda hafif kavurun. İsterseniz sarımsak da eklenebilir. Soğanlar hafif pembeleşince, üzerine mercimekleri ve erişteleri ekliyoruz. Üzerine suyunu da ekledikten sonra tuzunu, kırmızı biber, kimyon ve nanesini de ekleyip erişteler pişene kadar 5-10 dakika pişiriyoruz. Ben bazen kırmızı biberini bu aşamada eklemiyorum. Tereyağını kırmızı biberle azcık yakıp yemeği servis ederken ekliyorum, daha da bir lezzetli oluyor. Tabi öyle yapacağım zaman baştan biraz daha az yağ ile kavuruyorum soğanları.

Afiyet olsun.