7 Ocak 2012 Cumartesi

Yarın bale var mı?


Birkaç haftadır sürekli cevap verdiğim soru?  

“ Yok, annecim, hafta sonu gidiyoruz ya baleye. Hani okul tatil oluyor, bende işe gitmiyorum işte o gün baleye gidiyoruz.” Ne kadar anlıyor ya da ne kadar işine geliyor bilmiyorum bu cevap ama kendisini tatmin etmediği kesin ki sürekli soruyoruz.   

Aralığın son haftasından beri, bir bale kursuna gidiyoruz. O kadar hevesli ki gitmeye olsa her gün gidecek. Sürekli soruyor yarın bale mi var? diye. Benim çok hoşuma gidiyor. Minicik haliyle o hareketleri yapmaya çalışması bile çok güzel. Minik kelebeğim, minik bir balerin…

Aklıma takılıyor sonra ne kadar küçükler ve bu halleriyle bile baledir bilmem nedir dolaştırıyoruz. Böyle mi olmalı? Bu devrin çocukları böyle mi büyümeli? Biz böyle değildik ki diyoruz hep. Ama çok farklı bizim zamanımız. Bende ilkokuldayken çok heveslenmiştim baledir, jimnastiktir kurslara ama imkânlar el vermedi gidemedim, gönderemediler. Hep de içimde ukde kalmıştı. Yani bizim zamanımızda yoktu diye, şimdi yapıyor olmak garip mi? Hep deniliyor ya eskiden böyle kurslar mı varmış? Öyle bakacak olursak eskiden bırakın kreşi anaokuluna bile gidilmiyordu çoğu zaman. Misal ben ve kardeşim, annem çalışmadığı için anaokuluna bile gitmedim.  Direk ilkokul 1. sınıftan okul hayatına başladım. Ama şimdi öyle mi? Anne çalışmıyor bile olsa 3 yaşında başlıyor çocukların okul serüveni.  E bunu da mı öyle düşünelim o zaman eskiden “kreş mi vardı????”

4 Ocak 2012 Çarşamba

Anne Dostu Toplum & İşyeri 2


Anne Dostu Toplum & İşyeri

Evden çalışma yasası ve anne dostu toplum vs arasında biraz biraz umutlanırken yine benim bilindik servis maceralarımdan bahsedeyim biraz.

Geçen gün yazmıştım, bazı arkadaşlarımız 10 dakika evden geç çıkmak istedikleri için servisin yönünü değiştirmek istediler ve bu talepleri her ne hikmetse “mantıklı”  karşılanıp, değişim yapıldı. Bu duruma benim itirazım erken binip geç binme olayı yüzünden değil, Buse’nin okulunu 8’de açılıyor olması vs. Bu durumda olan 3 kişiyiz. Hepimiz de derdimizi dile getirip anlattık yazdık çizdik. Şimdi bu işin organizasyonundan sorumlu kişilerin ve bu işe ön ayak olan kişilerin verdikleri cevapları sıralamak istiyorum.

-    Sizin çocuğunuzun olması sizi haklı mı yapıyor ?
-    Hayır tabi haklı yapmıyor ama bu yol değiştiğinde kimse için değişen bir şey yok, yol, trafik iş yerine varış saati aynı, sadece bu arkadaş daha geç biniyor.
-    E tamam onlarında istediği bu
-    Peki biz ?
-    ??

Bir diğeri

 - Ben hatırlıyorum 8 sene önce sizinle aynı servisteydik bazen servise binmiyordunuz, şimdi kullanıyor musunuz?  
- Şaka mı bu?? 8 sene önce çocuğum yoktu ve çalıştığım bölüm nedeniyle “bazen” servise binememiş olabilirim. Şu durumla ne alakası var?
- ??

Bir başkası

-  Eee yani çocuk yüzünden servis mi değiştirilir? Çok saçma değil mi?
-    Ya kardeşim yol trafik değişmiyorsa saçma olan ne? Birilerinin 10 dakika uyumak için değiştirmesi saçma değil mi o zaman ?
-     ??

Bazen onlarda haklı olabilir diye, onlar açısından düşünmek istiyorum. Ama annelik genlerim herhalde, engel oluyor. J

3 Ocak 2012 Salı

Şehriyeli Bulgurlu Tavuklu Pilav


Şehriye pilavını biz çok seviyoruz. Bu sefer daha farklı bir tarif öğrendim ve hemen yaptım. Özellikle Buse severek yedi. Tavuklarını da beraber yiyorum diyordu.

-          2 bardak arpa şehriye
-          1 bardak pilavlık bulgur (bardak diyorum sadece ölçü olsun diye yani ölçü 2 ye 1 olacak bardağın ölçüleri artık size kalmış, çok üreyen bir pilav onu da hatırlatayım.)
-          1 tavuk göğsü
-          Tereyağı
-          Tuz
-          Kimyon

Tavuk göğsünü haşlıyoruz.  Tereyağında şehriyeleri kızara kadar kavuruyoruz. Bulguru üzerine ilave edip biraz daha çeviriyoruz. 1e 2 oranında haşladığımız tavuğun suyundan koyuyoruz. Tuzunu ve baharatını ilave edip en son haşlayıp didiklediğimiz tavukları ekliyoruz. Altını kısıp kapağını kapatıyoruz. Pişince de normal pilavdaki gibi üzerini örtüp demlendiriyoruz. Yanında yoğurtla çok güzel oluyor.

Afiyet olsun

19 Aralık 2011 Pazartesi

Anne dostu toplum & İşyeri


Birkaç zaman önce Ayşe teyzemiz ile yollarımızı ayırdığımız zamanda, Blogcu Annenin anne dostu toplum yazısı üzerine burada bir yazı yazmıştım.   Anne dostu iş yerinden neler bekliyorum, ne anlıyorum gibi konulardan söz etmiştim.
İşte bu günlerde tamda bu konuda ile ilgili bir şeyler yaşamaktayım. Bir kez daha anladım ki biz toplum olarak hiçbir zaman anne dostu vs olamayacağız. Çünkü bu işin öncelikle kadınlarda başlaması gerekirken, en son anlayış gösteren kesim onlar oluyor maalesef.
Olay şu, sabahları servisle iş yerine gitmeye çalışıyorum. Hatta daha önce burada servis saatlerinden vs bahsetmiştim. Servis belli bir yerden başlıyor ve beni en son alıyor ve yola çıkıyoruz buradan. Şimdi ilk alınan arkadaşlar neden biz ilk alınıyoruz diye itirazda bulunmuşlar o yüzden servis yön değişikliği yapılması yönünde imza vs toplanmış. Benim ise böyle bir değişiklik saatine uymam mümkün değil Buseyi okula bırakmak zorunda olduğum için. Zorunluluğu bu şekilde dile getirdim ve ilk alınma son alınma durumunun haksızlık olduğu düşünülüyor ise akşamları tersten dönülebileceğini vs de söyledim. Ancak özellikle bayan arkadaşlarımız bu duruma itiraz ediyorlar. Bu durumda benim yapabileceğim bir şey yok, yani itiraz etmekten başka tabi. Şu halde servise binemeyeceğim ve ne yapacağımı bilemiyorum.  
İşte tamda burada aklıma geldi, anne dostu iş yeri derken patronlardan müdürlerden vs bahsetmiştik ama iş arkadaşlarını atlamışız. Biz bayanlar birbirimize destek çıkmıyoruz ki başkalarından, birde erkeklerden bunu bekliyoruz.
Her ne kadar bu itirazları yapan bayanlar şimdi bekar ve çocuksuz olsalar da ilerde bir gün kendileri de çoluk çocuk sahibi olduklarında ve bu tür zorluklarla karşılaştıklarında(eminim bir şekilde karşılaşırlar) acaba buna ne kadar da katkıları olduğunun farkına varabilecekler mi?  


7 Aralık 2011 Çarşamba

sufle gibi bişey


Bugün bir tatlı tarifi vereceğim. Bu aralar sürekli bir tatlı tüketimi içerisinde olduğumdan mıdır nedir??  Aman dikkat, fazla kaçırmamak lazım. Bu tarifi ilk şu yemekteyiz diye bir program vardı orda görmüştüm. Aa nasıl ki falan derken buldum ve denedim. Gayet başarılı, çat kapı gelenlere de hemencecik yapılıveriyor ve beğeniliyor.
Tarif şöyle;
125 gr şeker
125 gr tereyağı
125 gr bitter çikolata
3 yumurta
75 gr un
yarım paket kabartma tozu

Şeker ile yumurtalar çırpılır. Tereyağı eritilir ocağın altı kapatılınca, çikolata eklenir ve ikisi iyice karıştırılıp, şeker ve yumurtalı karışıma eklenir ve çırpılır. Sonra un ve kabarma tozu da eklenir. Çırpıldıktan sonra kare bir borcam’a hazırlanan hamur dökülür. Mikrodalga fırında 4 dakika pişirilir. (nomal fırındada 10-12 dakika)

Afiyet Olsun  

30 Kasım 2011 Çarşamba

Trafik Çilesi


Son zamanlarda trafik çilesinin daha da vahim bir hal alması dolayısıyla sinirlerim bozuldu. Tabi buna bu kadar takmamın sebebi Buseyi sabahları okula bırakıp akşamda koştura koştura gidip almaya çalışmamın da etkisi var.

Sırf fazla trafik çekmeyelim vs diye hem kızı yakın bir yerde kreşe verdik, yürüyerek gidebilelim ve bende oradan iş yerime kolaylıkla servise yetişebileyim. Ancak gel görkü her gün daha da fena bir hal alan trafik yüzünde ayrı bir telaş yaşıyoruz ve her geçen gün iş yerimin sağlamış olduğu servisi kullanamama ihtimali ile karşı karşıyayım. Çünkü artan yoğunluktan dolayı sürekli servis saatleri öne çekiliyor ve bizde sürekli daha erken, daha erken çıkmak zorunda kalıyoruz. Ama 3.5 yaşındaki bir çocuğu da yatağında uyurken çıkarmak istemiyorum açıkçası. Yani bir araba alıp her gün onunla gideyim diye düşünmeye başlıyorum. Eminim benim gibi bir çok anne var. Çocukları okullara bırakmak için her geçen gün daha da erken çıkmak zorunda kalan ve en sonunda kendi arabalarıyla trafiğin yoğunluğunu biraz daha arttıran bir sürü çalışan anne. Yani trafiğin kendisi yeni bir trafik daha yaratıyor gibime geliyor. Bir kısır döngü içerisinde miyiz??


15 Kasım 2011 Salı

Bugünkü Menümüz


Hayatımızı sürekli bu küçük bücürlere göre ayarlamak doğru mu acaba diye düşünmeden edemiyorum bazen. Gerçi biz her türlü şeyi ona göre ayarlamıyoruz elbette ama şu yemek meselesi bizde hep sorun olduğundan onu ayarlamak gerekiyor zaman zaman.

Busenin hep iştahsız bir bebek, çocuk olduğunu milyon kere yazmışımdır herhalde. Artık sorun çoğu zaman psikolojik savaşa dönüşüyordu. Kusmalar vs. Sonradan kendimi eğitmeğe karar verdim ve bu konuda başarılı oldum denilebilir. Ha Buse daha mı çok yiyor, hayır. Ama ben stres olmuyorum. Zaten her yerde ve tüm kitaplarda söylenen de buydu. “Siz çatlasanız da orta yerinizden o kendi istediği kadarı yiyecek ve bu savaşı hep o kazanacak”  “Zaten sonucu belli bir mücadele için birbirini kırmaya değmez” bende saldım gitti. Yazdan beri daha rahatım yerse yiyor, istemezse zorlama yok. Teklif var ısrar yok.

Şimdi birde okul başladığı için artık bu yemek olayı tamamen elimden çıkmış gibi geliyor. Yani sabah kahvaltısını vs düşünürken sürekli şimdi sadece akşam yemeğiyle yetinmek zorundayım. Yani kontrol benden çıktı.

Okul başladığından beri ne değişti derseniz, artık acıktığını biliyor. Yani en azından acıktım diyebiliyor. Sonuncunda acıksa da iki damla yiyor o ayrı ama olsun. Hal böyle olunca tüm gün ne yediğini tam olarak bilemediğimden yeni yemek programımızı Busenin okul yemek programına göre yapıyorum. Daha protein yönünden kuvvetli şeyler hazırlamaya çalışıyorum vs. süt içmesini sağlıyorum . Bilmiyorum ne kadar doğru ama şimdilik böyle. Bugünkü menümüzde mercimekli bulgur pilavı ve tavuk şnitzel var.